Bir Stradivarius’un tellerine dokunuyor incecik parmaklı elleriyle, tabiat sesli bir kadın.
Zîlan Şelalesi’ni andırıyor yelelerine lale, sümbül, süsen, nergis takılı saçları.
Ve sanki bütün yaşamı üst dudağının kenarındaki iki bene kodlanmış gibi,
yüzüne gizem katan benleriyle, Stradivarius’un tellerindeki tınılara eşlik etmeye başlayınca
yabancı bir dilden bir türküyü seslendirerek, tüm canlılarda kocaman hayretler oluşuyordu
ve dünyanın da düzeni değişiyordu böylece...
Ben ise gündüz ve gece, yüzüm avuçlarımın arasında o sesi düşünmekteyim...
Tüm umutsuzluklara rağmen gülmeyi unutmadım.
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim
Devamını Oku
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta