Sözler Şiiri - Sina Akyol

Sina Akyol
18

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Sözler

Burada kal.
Öğlen avlusunda.
Zamanın yalın diline yerleş.
Ufka bakmanın meraklısı ol.
Maviye, beyaza, gündüze çalış.

Zakkumu anla!
Ağusu,tenime
..........
..........

Sina Akyol
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    farklı duruyor şiirin fikride zikri de güne yakışmış. kutlarım

  • Ayşe Uçar
    Ayşe Uçar

    sade ve güzel... yaşamı anlamlandırmak ...aldığımız nefesin kıymetini bilerekten...tebrikler....

  • Enver Özçağlayan
    Enver Özçağlayan

    Şiir; bazı nasipsizleri, düşünceye sevk ederek insanla, hayatla ilgili konulardan nasip almağa yönlendiriyor. Ama herkes yine nasibince alıyor olsa da; insanlar, insanları ikaz-irşatla mükelleftirler. Bu görevi yapmağa çalışan Sina Bey'in şiiri bence beşin üstünde bir puanı hak ediyor. Sevgi ve tebriklerle. Enver Özçağlayan
    Not:Sondan bir önceki parağrafta sehven bitişik yazılan 'oluncayakadar' sözcüklerinin ayrı yazılması gerekir.E.Ö.

  • Mustafa Nuri İnanç
    Mustafa Nuri İnanç

    çok güzel,üstadı kutluyorum.eyvallah

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Sözler

    Burada kal.
    Öğlen avlusunda.
    Zamanın yalın diline yerleş.
    Ufka bakmanın meraklısı ol.
    Maviye, beyaza, gündüze çalış.

    Zakkumu anla!
    Ağusu,tenime sürdüğüm merhemdir diye
    beni, mırıldanıp şaşırt.

    Ağustosun hummalı böceğini,
    onun terli şarkısını
    gayret et,Türkçe' ye çevir.

    Taşlığı yıkamanın, asmayı budamanın,
    çıplak ayakla yürümenin
    hayli zengin üslubunu edin.

    Burda kal.
    Kalıcı zamanda.
    Öğlen avlusunda.

    Arın gövdenden.
    Kendin oluncayakadar soyun.

    Ferah sular dökün.
    Derin uyu.

    Sina AKYOL

    (AVLUDA isimli, 1996 yılında çıkan kitapta yer alan bu şiir, Melih Ergen’e ithaf edilmiş.)

    (SÖZLER, aynı zamanda Said-iNursi Hazretlerinin bir kitabıdır. Hamur haline gelinceye kadar okunur. Tefsirdir.)


    CENNET BAHÇESİ


    Onur BİLGE

    Burada, bu güzel zaman diliminde, bizimle ol, gitme! Bu cennet bahçesinde ilim sohbetini dinle! Zaman, bu zaman… Bu yaşama hakkı sana bir kereye mahsus olmak üzere verildi. Kulağını aç da dinle! Tekrarı yok bunun!

    Bir gün bir gemi gelecek, seni de alıp gidecek. Uzaklarda görünmez olacak. Geleceğini düşün! Ânı yaşamaktan vazgeç! Uzaklara bakmaya alış. Uzaklara… Ufka… Ufkun ötesini görmeye çalış! Dünya ufukla, kâinat maddeyle sınırlı değil! Mânâ denizine dalmayı öğren. Derinlere… Orada, ne istiridyeler var, içlerinde inciler saklı… Ara bul onları! Buraya kalmak için gelmedik. Gitmeye geldik. Gökyüzüne doğru kaldır başını! Maviliğe tut yüzünü… Bulutlara bak! Deniz köpük köpük, gökyüzü bulut bulut çıkarıyor içindekini… Maviye bak! Beyaza… İlim sohbeti dinle! Düşün, tefekkür et, zikret! Masmavi imanından bembeyaz zikirler çıksın! Çık artık karanlıklardan! Bırak artık şu süslü kocakarıyı! Boyalı bardağın peşine düşme! İlme ver kendini! Bırak Yeşiller’i… Mavilere bak! Beyazlara… Siyaset gecelerini değil, aydınlık gündüzleri yaşa bizimle birlikte… Siyaset, seninle beraber kabre girmeyecek. İyi amelin girecek. Yeryüzünde her şey kabrin kapısına kadar… Sakın unutma!

    Bilir misin cehennem nedir? Zakkum nedir? Bilir misin, orada ne olacağını, ne yiyeceğini? Zakkumun ne olduğu hakkında bilgi edinmeye bak! Azabı öğren! Cehennemi iyi anla! “Ben onun zehrini orada, cehennemde yanık kremi olarak kullanırım!” diye espri yapmaya kalkma! Bu işin şakası yok! Dalga geçmeye kalkarsan, şaşarım! Çünkü sen akıllı, mantıklı bir insansın. Nerden geldiğini, nasıl yaşaman, neler yapman gerektiğini, nereye gideceğini iyi bilirsin. Aklını başına devşir!

    Ağustos böceğini hatırla! Ne kadar telaşlıdır! Yaklaşık on sekiz yıl yeraltında kaldıktan sonra gün ışığına çıkar ve başlar dişisini çağırmaya… Oysa o, onun Azrail’idir. Vuslattan sonra çatlayıp ölecektir ama bilmez. Bütün derdi, kadın kızdır. Onun şarkısını anlamaya, anlatmaya çalış. Neler anlatıyor, dinle ve ders al!

    Politika yapmak, havanda su dövmek demektir. Ağustos böceğinin zırıltısı gibi zır zır konuşursun, eline bir şey geçmez! Siyaset, çoklarının başını yedi. Hemen hemen bütün ünlü politikacıların yolu hapishaneden geçti. Bazıları da muratlarına erdiler ama sonları feci oldu! İdam edilenleri, kurşuna dizilenleri düşün! Ağustos böceği olmaya özenme! Kul olmaya uğraş! En büyük mevki, en büyük makam o!

    Hiç karınca gibi çalışanla ağustos böceği gibi yan gelip yatan bir olur mu? Dünya, ahiretin tarlasıdır. Burada kazanıp, orada yiyeceksin. Uzun yola çıkacaksın. Yollarda acıkacaksın. Orada ne yapacaksın? Hazırlıklı ol. İkmalini yap, sonra uçuşa geç!

    Her kul kendisini kurtarmaya bakarsa, herkes kurtulanlardan olur. Herkes kendisini düzeltirse, toplum düzelir. Herkes evinin önünü süpürürse, şehir tertemiz olur. Gönül bahçeni iyi süpür. Kalp avlusundaki betonu yıka, temizle! Tevhit, tertemiz bir sudur. Zemzem gibi… Kalbini onunla yıka, pak et! Kötü alışkanlıklarını ve huylarını kes at, buda! Buda ki iri taneli, bal gibi salkımlar sarkmaya başlasın ruhundan.

    Öyle bir zaman gelecek ki, bir çift pabuca değil, bir çift çoraba sözün geçmeyecek. Biz çıplak geldik bu gezegene, çıplak gideceğiz. Diğer dinlere mensup olanlar gibi siyah çorap ve rugan ayakkabılarla değil… Çıplak ayakla yürümeye alış! Boş ver siyasete miyasete… Para, mevki, şan şöhret peşinde koşmayı amaç edinme! “Fakrım iftiharımdır!” diyen bir Peygamberin ümmetiyiz. Dünyevi şeyler onlar. Boş ver bunlara! Gerçek zenginlik, zühttür. Onunla zenginleş! Gerçek varlık, iman varlığıdır. Ganilik, ibadet ganiliğidir.

    Burada, bu kısıtlı zaman dilimini tüketmekteyken, zamanı israf etmekten sakın! Madde boyutundan çık! Ruhsal boyuta geç ve kalıcı olan zamanı yaşamaya gayret et! Bu zaman boyutu apaydınlık, sıcacık… Bu güneşli cennet bahçesinde, bizimle ol, bizimle kal! Yemyeşil bir dünya yaratma hülyasından vazgeç! Yeşil de neymiş? Yeşillik de ne? Bunu bir dene! Bırak şu Yeşiller’i meşilleri… Dünya işleri bunlar… Çok da gerekli değil… Sadece o değil, dünya hayatı tamamıyla önemli değil… Bir oyun, bir eğlenceden ibaret…

    “Mal sahibi, mülk sahibi
    Hani bunu ilk sahibi?
    Mal da yalan mülk de yalan
    Gel biraz da sen oyalan!”


    Nefsini bilen, Rabbini bilir. Kendini bilmeye çalış. Nefsini bilene kadar çıkar üstündeki kirli elbiseleri… Safiye Makamına kadar yedi kat bedeni at üstünden. Kendin kalıncaya kadar soyun! Arın bedeninden. Arınmış bir ruhla Allah’a yönelmeye çalış!

    Ne kadar safra varsa at ki yükselebil! Öyle bir hale gel ki ruhun tüy gibi hafiflesin! Rahata ve huzura kavuşmuş ol, böylece! Aşk okyanusunun ılık sularına bırak kendini! Olabildiğince mutlu yaşa bu dünya uykusunu. Alabildiğine derin uyu!

    “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar!”

    Şimdiden uyan! Ya da yan!

    Sonsuza kadar yan!..

    ***

    Dünyevi ve Uhrevi Mutluluklar…


    Onur BİLGE

  • Mustafa Şahin
    Mustafa Şahin

    Ah...ah!Bir kendimiz olabilsk!Olabilir miyiz acaba?Kutluyorum şairimizi ve !günün şiiri!diye seçenleri de...Saygı ve sevgilerimle.

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    kusura bakmayın dostlar!

    diye başlıyor mevlana
    soyunup, görünmeyen bütün kabuklarından

    öğlen avlusu...
    gölgelerin dahi yittiği...

    kendine batmış bıçak: hasan sînâ akyol.

  • Osman Tuğlu
    Osman Tuğlu

    ARIN GÖVDENDEN.
    KENDİN OLUCAYA KADAR SOYUN.

    MEVLANANIN İSTEDİĞİ GİBİ.

    Bir kabadayı, köşeye sıkıştırdığı birine bağırıyordu:

    “-Ulan, şimdi postunu yüzerim!”

    Hz. Mevlana, bu nadana yaklaştı ve dedi ki:

    “-Gel de bizi şu post derdinden kurtar. Yıllardır bundan soyunmak ve Hakk'a kavuşmak istiyorum. Hadi gel!”

  • Osman Tuğlu
    Osman Tuğlu

    Zakkumu anla! Ağusu,
    tenime sürdüğüm merhemdir
    diye beni, mırıldanıp şaşırt.

    TABİAT SIRLARINI, SÜRPRİZLERİNİ
    OKUYACAK KALPLERİ BEKLİYOR,

    ZEHİR BİLDİĞİMİZ, UZAK DURDUĞUMUZ ZAKKUMUN MERHEMİ YILAN AKREP ZEHİRİNE PANZEHİRDİR ASLINDA.

  • Osman Tuğlu
    Osman Tuğlu

    Ağustosun hummalı böceğini,
    onun terli şarkısını
    gayret et,
    Türkçe' ye çevir.

    HZ SÜLEYMAN KARINCAYA TERCÜMAN OLDU,

    DİĞER BÖRTÜ BÖCEK NE ZAMAN ANLAŞILACAK?

TÜM YORUMLAR (48)