Soruyorum sana...
Bu kadar kavga niye?
Bu kadar kibir kime?
Dünya senden öncekine kalmadı,
Sana mı kalacak?
Betonların arasında büyüdü çocukların öfkesi,
Birinin cebi dolarken diğerinin boş tenceresi.
Adalet dedin, terazinin kırılmış dengesi,
Doğruyu söyleyen , yalanın kalabalık çevresi.
Sokak öğretti bana, her gülen dost değildir,
Her susan korkak değil, her bağıran mert değildir.
Adamlık pahalı saat, marka takım değildir,
Düştüğünde el uzatmak — bundan büyük servet değildir.
Bak!
Dün fakirdi, bugün parayı görünce şah oldu,
Üç kuruşluk makam geldi, yürüyüşü padişah oldu.
Selam verdiği insanlara şimdi yüzü yabancı,
Unuttu çıktığı sokağı, geçmişine yalancı.
Ama zaman keskin bıçak, kimse tutamaz sapından,
Taht dediğin bir sandalyedir çekilince altından.
Bugün önünde eğilen yarın geçer yanından,
Dünya nice kral gördü — ne kaldı saltanatından?
Dünya kime kaldı? Söyle, dünya kime kaldı?
Taht kuranlar nerede, o saraylar kime kaldı?
Para kime kaldı? Şöhret kime kaldı?
Bir avuç toprak geldi, bütün hesap kapandı.
Dünya kime kaldı? Söyle, dünya kime kaldı?
Kibir dağlar kadar büyüdü, insan küçücük kaldı.
Bugün varsın, yarın yoksun; zaman kapını çaldı,
Giderken senden geriye söyle, nasıl bir insan kaldı?
Mahalle aynı mahalle ama insanlar değişmiş,
Eskiden kapılar açık, şimdi gönüller kilitlenmiş.
Komşu komşuyu bilmez, selam bile eksilmiş,
Telefonlar akıllanmış da insan biraz kinleşmiş.
Herkes fotoğrafta mutlu, perde arkasında savaş,
Filtrelerle saklanıyor göz altındaki telaş.
Bin takipçin olabilir, düşünce kim yanında?
Kalabalığın ortasında yalnızsan neye yarar arkadaş?
Bana hayatı anlatma lüks arabanın içinden,
Bir de sabah işe giden işçinin gözüyle izle.
Nasır tutmuş ellerinde kaç yarım hayal gizli,
Eve ekmek götürmek kahramanlıktır işte.
Kiminin dini para, kiminin kıblesi çıkar,
Menfaat bitince bak gör, nasıl maskeler çıkar.
Dün “kardeşim” diyen adam bugün mezarını kazar,
Ama hakikat ağır gelir — çünkü yalan kolay satar.
Söz çok! İcraat yok! Vicdan tok? Hayır, vicdan aç!
Mazlum yerde yatarken hangi zaferden bahsedersin?
Güçsüzü ezip geçerek kendine güçlü mü dersin?
Bir hayvana tekme atıp sonra insanım mı dersin?
Merhameti kaybettiysen hangi aynaya bakarsın?
Delikanlılık yumruk değil, öfkeni tutabilmek,
Güç dediğin yıkmak değil, yıkılanı kaldırabilmek.
Düşmanına bile bazen adaletle davranabilmek,
En büyük meydan savaşı kendini yenebilmek!
Öyleyse söyle...
Dünya kime kaldı? Firavun'a mı kaldı?
Karun hazinesini alıp mezarına mı vardı?
Dünya kime kaldı? Nice hükümdar vardı...
Hepsinin son cümlesini Bir avuç toprak yazdı.
Dünya kime kaldı? Sana bana kalmayacak.
Saat durmaz kardeşim, Bu sokak hep akacak.
Çok paran olabilir...
Ama bir yoksulun duasını satın alamazsın.
Çok güçlü olabilirsin...
Ama zamanı yenemezsin.
Çok insan tanıyabilirsin...
Ama aynadaki adamdan kaçamazsın.
Dünya mı?
Dünya kimseye kalmadı.
Mesele dünyaya sahip olmak değil...
Giderken dünyada nasıl bir iz bıraktığın.
Kayıt Tarihi : 30.09.2026 18:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!