Son Mektup Şiiri - Bahtiyar Cm

Bahtiyar Cm
45

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Son Mektup

Masada duran o eski lambanın titrek ışığında sanki bütün kelimeler birer birer benden uzaklaşıyor.

Bu, sana yazmaya yeltenip de yarıda bıraktığım kaçıncı kâğıt, hatırlamıyorum.

Ama bu defa kalemin bittiği yerden değil, kalbin sustuğu yerden devam ediyorum.

İşte...

Bu bizim son mektubumuz olsun.

Sana söyleyemediklerimi bir zarfa sığdırmak ne garip.

Oysa ne çok cümlem vardı kapı eşiklerinde bekleyen.

Ceketimin cebinde buruşturup attığım.

Ya da gece yarısı tavanı izlerken kurduğum.

Şimdi hepsi birer gölge gibi çekiliyor odadan.

Biliyor musun, en çok mutfaktaki o iki kişilik sabahları özleyeceğim.

Çay bardağının tabağına çarparken çıkardığı o ince sesi.

Senin uykulu gözlerle pencereden dışarı bakışını.

Hiçbir büyük kelime, o sessizliğin verdiği huzuru anlatamadı bana.

Şimdi o masada tek bir bardak duruyor.

Ve içindeki çay, beklemekten soğumayı bile unutmuş.

Bir yerde okumuştum.

İnsan en çok bittiği yerden filizlenirmiş.

Benim filizlenecek gücüm var mı, emin değilim.

Sadece yorgunum.

Seni sevmekten değil,

Seni bulamadığım boşluklara sarılmaktan.

Hani her zaman gittiğimiz parktaki bank var ya.

Dün önünden geçtim.

Oturmadım.

Çünkü biliyordum.

Oturursam sol yanım yine sana ayrılacaktı.

Kitaplığın en alt rafında bir kitabın kalmış.

Sayfalarının arasından kurumuş bir yaprak düştü.

Nereye koyacağımı bilemedim.

Bazı hatıralar böyledir.

Ne atılabilir,

Ne de yerine geri konabilir.

Sanki evin içinde sesin hâlâ dolaşıyor.

Ben her döndüğümde yalnızca boş duvarlara çarpıyorum.

Bir gün bir yerde karşılaşırsak,

Yabancı gibi bakma bana.

Belki saçların biraz uzamış olur.

Belki benim yüzümde birkaç çizgi daha.

Konuşacak tek kelimemiz kalmasa bile,

İçimizden geçen o binlerce sayfayı hatırla.

Ben seni,

Bugün bu mektubu katladığım gibi,

En temiz hâlinle saklayacağım.

Sakallarıma düşen beyazların arasında.

Bu mektubu bitirdiğimde,

İçimdeki o büyük gürültü de dinecek sanırım.

Sana kızgın değilim.

Kırgın da değilim.

Sadece eksik kalmanın o tarifsiz ağırlığı var omuzlarımda.

Giderken kapıyı sert kapatma demiştim ya...

Meğer gerek yokmuş.

Zaman,

Rüzgârın bile örtemeyeceği acıları usulca sessizliğe çeviriyormuş.

Şimdi bu kâğıdı katlayıp bir kenara bırakıyorum.

Belki hiç okumayacaksın.

Belki bir gün eline geçecek.

Kelimelerin arasında parmak izlerimi arayacaksın.

Ama şunu bil.

Bu satırlar yazılırken dışarıda yağmur yeni başlamıştı.

Ve ben ilk kez,

Sensiz ıslanmaktan korkmadım.

Hoşça kal demiyorum.

Çünkü insan,

Kalbinde taşıdığı şeye veda edemiyor.

Sadece,

Bittiği yeri sessizce kabulleniyor.

Gözlerinden öperim...

O hiç bakamadığım, hep uzaklara daldığın gözlerinden...

Bahtiyar Cm
Kayıt Tarihi : 25.07.2026 14:05:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bazı vedalar bir kapının kapanmasıyla başlamaz. İnsan, söyleyemediği cümlelerin ağırlığıyla yavaş yavaş vedalaşır. Yazılmayan mektuplar, yarım kalan sohbetler ve birlikte susulan anlar, zaman geçse de insanın içinde yaşamaya devam eder. Son Mektup, biten bir aşkın değil; söylenememiş duyguların, eksik kalan cümlelerin ve hatıralara duyulan saygının hikâyesidir. Bazen bir mektup, karşı tarafa ulaşsın diye değil, insan kendi içindeki sessizliği duyabilsin diye yazılır. Belki de bazı mektuplar hiç postalanmaz. Çünkü onların gerçek adresi, çoktan uzaklaşmış bir insan değil; hâlâ beklemeyi bırakmamış bir kalptir. Bahtiyar

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!