Gün kapalı güneş yok, kara bulutlar sarmış her yeri, zifiri karanlıkta kara toprağın üzerinde simsiyah taşların arasına karanlığa saklanmışsın, hayat yormuş siyah gözlerini, kim bilir ne derdin var, o simsiyah kömür karası gözlerin kapalı ve geceyi karartıyor sanki,
Açılınca gözlerin gecenin en siyah en mahrem anını bir kibrit çakar gibi, bir mum yakar gibi aydınlatıyor, ışıl ışıl sıcacık hisler kaplıyor geceyi,
Çevresini aydınlatırken gözlerin, bitiyor tükeniyor sanki, kibritin, mumun çevresini aydınlatacağım derken kendisinin yanıp tükenmesi, eriyip bitmesi gibi,
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını