Sömürü ve köleciliğin sistem mantığını hayata geçirmeyi kavrar bir biliş içinde olan bu türden kişisi fikri takipçiler sömürü ve kölece düzenin ana çekirdeğini ortaya koydular. Ana çekirdeğe göre ortaya konan sömürü ve köleciliğin doğurduğu yansımalar da ellerindeki hukukla, adaletle istedikleri gibi kontrol edilen bir sistem oldu. Böylece köleci ve özel mülkiyetçi hareket kendi meşrutiyetçilerini bu adalet ve hukuka destekletmekle sömürülerini, sistemlerini ve devranlarını sürdürür olacaktılar.
Açık anlamıyla adalet ve hukuk sömürüye karşıydı! Gizli gerçekleşen ezme-ezilme süreçleri içinde ortadan kalkmayan sömürünün varlığıyla ve dahi sömürünün sürdürüle bilir oluşunu sağlar olması yönü ile hukuk ve adalet somuttu. Sıra genelin refahını sağlamaya gelince olmayan genel refahla adalet ve hukuk anlayışları soyuttu. Nereye çekersen oydu.
Yani kimi kişilerin yararını gözetmekle sömüren köleci sistem, genel yararı ortaya koyan somut kolektif inşa gereçleri üzerine; kişi merkezli bencillik hevesli vaatlerini bindirdi. Böylece kolektif dinamikler kişi sahipli iradi çevrimlerle kişi egemence sahipliği sağlar biçimde enfekte edildi. Enfeksiyon adalet, hukuk türü ittifakı modülasyon koruması içinde bağışık edildi. Bu adalet hukuk türü modülasyonlar inşa gereçlerini inşa gereci gibi değil de kendi anlayışlarını hukuk gibi yansıtıyorlardı.
Bu nedenle zaten köleci sistemle ortaya konan adalet ve hukukun köleci sistem içindeki uygulaması ezme ve ezilmeyi ortaya koymasıyla somuttu. Ezilenler olduğu sürece herkese hak hukuk adalet olan söylemiyle de hak-hukuk-adalet hep soyut göreceli ve özneldi. Ve bile duygusal ve egemence sınıfsal kaygılarla müdahale edilir olmaktadırlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta