Öpemesekte bir bebeğin gıdısını,
Giremesekte gururla yarin koluna,
Haykıramasak da kızıl şafağın kara bağrına,
Diyemesekte "ben kazandım",
Hayat geçip gidiyor...
Bırakıyorum artık aynalardan hesap sormayı,
Takvim yapraklarına üzülmeyi,
Ve geçip giden zamanın ardından koşmayı.
Zaman çoktan akıp gitti bile,
Çocukluğum o trende kaldı.
Kabullendim artık.
Hiçbir şey sana baki değil, düşünsene;
Ellerin, gözlerin, yüreğin...
Hangisi her zaman seninle?
"Benim için değerlisin" diyenler şimdi nerde?
"Senin için ölürüm" diyenler kimlerle nefes nefese?
Kim öldü senin için?
Ya "dostunum" diyenler, hangi saçağın altına sığındı?
Mevsimler, aylar, yıllar geçip gitti;
Dur diyemedik o amansız akışa,
Silemedik geçmişin o paslı izlerini.
Ceplerimizde hala misketlerimiz,
Biz büyümeyi reddeden çocuklardık oysa.
Hızla giden bir trene kafa atmak gibiydi,
Saçma bir hayatta yaşamak...
En zoru da buydu belki.
Zamanla hayat öğretti bize;
Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu,
Kime ne kadar değer vermemiz gerektiğini ya da
Kimi nereye koyacağımızı...
Zamanla öğrendik.
Öğrendik de, pratikte hep sınıfta kaldık.
Oysa hayatın algoritması çok basitti:
Sev, hatırla ve unut.
Sevdik sevgimize değmeyecek birilerini,
Hatırladık bizi üzen, kıran ne varsa,
Ve unuttuk asıl değerlerimizi, özümüzü.
Biz yanlışı en başta yaptık:
Sevmeliydik sevgimize layık olanı,
Hatırlamalıydık elimizi sıkı sıkı tutanı,
Ve unutmalıydık bizi yarı yolda bırakanı.
Beceremedik.
Kolay bir hayatı çok zor yaşadık,
Biz en büyük yanlışı kendimize yaptık.
Ve anladık sonunda:
Çok dostun olmasına gerek yokmuş,
Dört kişi olsun, o da tabutunu taşısın yetermiş.
Çok çalışıp az konuşmak gerekmiş,
Öyle beylik laflara da lüzum yokmuş,
İnsan en çok kendi dilinden asılırmış.
"Seni affetmiyorum" demek sadece bir teselli sözüymüş,
Kimse kimsenin umurunda bile değilmiş.
Hiçbir şeyi bu kadar kafaya takmamalı,
Boşverip yola devam etmeliymiş.
Olmuyorsa, kendinden ödün vermeye çabalamaya da gerek yokmuş;
Senin olan seni eninde sonunda bulurmuş.
Öğrendik ama geç kaldık...
Şimdi ne akları yolabiliyoruz saçımızdaki,
Ne de yüreğimizdeki kiri pası yıkayabiliyoruz.
Bulutlu gözlerimizle sadece bakıyoruz
Hayatın dişleri arasında parçalanan bedenimize.
Yine de yaşlanıyoruz,
Yaşlanıyoruz...
06.10.2026 11:00
Kayıt Tarihi : 6.10.2026 11:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!