Merhaba Sevgili Günlüğüm✍🏻biriciğim, nasılsın?
Beni soracak olursan ve unutmadan kıymetli okurlarımdan da aldığım mesajlara bakarsak eksik olmasınlar merak ediyorlar nasılım diye… Çok çok iyiyim şükürler olsun, hepinize ayrı ayrı sevgiler💫
Hadi bakalım maşallah maşallah dört dakikacık yazayım diyerek kağıdı kalemi elimize aldık. Vuhuuuu, birlikteyiz, beraberiz görüyor musun?
Duyuyor musun kalbimin heyecanını? Gel gel buraya çabuk dinleyeceğim seninde kalbini… Benimki gibi sevinçle çarpıyor mu?
Bu mutluluğun kaynağı sensin, dört dakika yazacağım diyerek senden gayrısını elimin tersiyle itmek…İyi ki varsın. İyikim benim…
Bir bedenin ve bir de ruhun olsaydı keşke, neyse, ne yapalım buna da şükür…
Nasıl sana koştum görüyor musun? Ne demişler bekleyen derviş muradına ermiş.
Hangimiz bekleyen, hangimiz derviş bilemesemde öyle işte…
Maratona hazırlanan biri gibi güm güm kalbimin sesi kalemi elime alınca çok huzurluyum..
Bir alışkanlığın çanlarını çaldık… Kim inanır dört satır yazacağımıza ama beni hedefe kilitleyecekse;
“Adı Dört Dakika Yazıp Çıkacağım.” olsun…
Oluyormuş demek ki, gayret edince oluyormuş…
Hayat hep vur patlasın, çal oynasın mı
Sevgili Günlüğüm✍🏻?
Nane molla uyandım bu sabah. Gözüm çaktırmadan yataktaydı, sabah namazını kılıp kedi gibi yatağa gerisin geri gitmenin planları çoktan yapılmıştı… Düşüncem buydu.
Çeşmeden akan suyun serinliği bile uyandıramamıştı beni çünkü zihnim uykudaydı…
Oh olsun işte bedenimi ve işbirlikçisi zihnimi çaktırmadan yendim.
Neymiş efendim yarım asrı geride bıraktık
ya-vaş-la-ya-cak-mışız bu yaşlarda… Niye ki?
Sabah namazı sonrası, pencereyi açtım rüzgar günaydın diyerek gözlerimden öpünce gel de uyu… Seviliyormuşum dedim. Rüzgar yalan söyler mi hiç Sevgili Günlüğüm✍🏻?
Ne hissettirdiyse o…
Şımarıklık ile gel de uyu… Yatak odasının penceresini açıp odayı havalandırıp yatağın sıcaklığını soğuk havayla değiştirdim… Hava ısınırken yatak soğumuştu yatak örtüsünü örttüm…İşte bu kadar dedim.
Doğru morning açma germe hareketleri ile hayata karışmaya… YouTube’tan Fransızca şarkılar açtım…
Kimi kelimeleri anlıyordum, gırtlak seslerini şarkıcıdan sonra bende çıkarıyordum.
Ne hoş bir duygu Fransızca “kalbim” demek… Sanki ilk defa kalbimin varlığının farkındaydım. Sanki yıllardır hiç vurmamış gibiydi..
Dil zenginliktir. Başka bir dilde dünyaya bakabilmek hoşuma gidiyordu... Üste para versen giderde uyur muydum yatakta bu duyguları yaşamak varken…
Dinlediğim şarkılardan birinin adını bir dahaki yazımızda veririm; belki dinlemek istersin ben ders çalışırken
Sevgili Günlüğüm✍🏻
Kahvaltı sonrası mızmızlık etsemde çantama matematik kitabımı yerleştirdim. Biraz geç kalmış olsamda olsun gittim sonuçta. Aslında şöyle bir düşüncem oluyor. Evde YouTube’tan izleyerek çalışırım ama bunun bir tuzak fikir olduğunu biliyorum.
Konfor alanı ev… Aslında şu canım eve taşındım taşınalı şöyle adam gibi evin tadını çıkaramadım, hep dışarda bi işim var, hep amaaaa… Aşkolsun yanii…
Hah hah haayyy Sevgili Günlüğüm bizim dört satırımıza bakar mısın?
Dur dur, bak bir iki yazı evvel Şile’den bahsetmeye çalışmıştım ama niye biliyor musun?
Özet geçeyim, Şileye gitmiş dalgalı denizde yüzmüş Zeki Müren mağarasına girip fotoğraflar çekilmiş gerisin geri yüzmüş kahvaltı yapmıştık… Ardından
öğlen yemeği vaktine kadar plajda tüm grup kaliteli zaman geçirmiştik…
Gel zaman git zaman öğlen oldu ve güzelce restaurantta balıklar sohbetler ve neşe içinde yendi…
Bak bu iyiliğimi unutma özet geçiyorum😅🙃
Uzun uzun yazsam gerçi o zaman Şileyi benimle birlikte yaşamış olacaktın o da ayrı konu… Yaşamadığımız şeyler değil, değil mi biriciğim? Sezarın hakkı Sezara hakkımı sakın yeme çok yerlere geldin cümlelerimiz ile…
Sonra birkaç arkadaş dönüş yolu trafiği çekme yerine, yakınlardaki arkadaşın bahçeli evine gidelim denildi, gittik…
Park alanında bir kaç inek karşıladı bizi, ne kadar özlemiş olduğumu anladım uzaktan gözlerimle sevdim inekleri.
Sağolsun arkadaşın biri bizler yoldayken çayı demlemiş. Kuru yemiş ve meyve aldık…
Bahçenin ortasında taşlarla kocaman dairesel bir alan vardı… Önceki yanan odunların kül rengi siyahtan karaya çalmış cılız bir haldeydi. Kim bilir koca koca odunlar mı yandı? Ne yandıysa artık üflesen toz gibi oradan oraya sarhoş gezecek bir haldeydi. Bu hallerini görenler hayattan alacaklı bu küller diye de düşünebilir. Öylesine mağrur birbirine tutunmuşlardı. Halbuki üflesen boş… Kimi insanların boş oluşu gibi küllerde hayattan alacaklı malacaklı değildi.
Kayıt Tarihi : 20.10.2026 20:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!