Sıkıldım yaşamaktan,
yahut ben olamamaktan.
Alın üzerimden,
Kan ve irinden biçilmiş beden kostümünü.
Kır pas bulaşmış,
Dünya'nın tozunu taşırım yıllardır.
Ana rahminden açılan o dar kapının ardında kaldı masumluğumuz.
Biz doğuştan anlatmadık mı derdimizi,
Ciğerlerimiz patlarcasına ağlayarak .
Dönüp dönüp aynı hikaye de,
Avutursunuz bizi
ipek'ten yularlar takmayın bana.
Usta bir ruh şekerle terbiye edilebilir mi?
Şehirlere sığmam,
beni geniş ovalar paklar ,
bir de annem'in duâsı.
Şimdi,
Kolonilere ,
Ve ilkel kabilelere benzer ,
Bazı insanlar ,
birde beton duvarlar.
Onlar,
Soğuk ve işlemeli mezar taşıdır,
yaşayan ölüler için yani.
Oysa ölüm ürkütmez beni ,
Mümkünse ebedi bir aleme göçmek,
Tekâmül yolculuğunun tillâhıdır.
Daha dem'in.
Boynu bükük Şifacıların efsununu içtim.
Avuçlarından taşıyordu,
Hay'dan hû'ya bir ırmak.
Şimdi,
Kem sözden arınmış ,
zikir sarmalıdır dizelerim.
Haydi ,
göğe uğurlanmalı ruhu,
Bırak ,
deli desinler,
aklına mukayyet olamayanlar.
Oku,
Kem sözden arınmış,
zikir sarmalıdır dizelerim.
.
Müyesser Doğan
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 19:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!