On dokuz mayıs bugün, gün yılın en genç günü
Kolay mı? Doksan sekiz yıllık koskoca kutsal döngü
Ardı aziz Ata'ma vefadır, yüce Milletime hürmetse önü...
19.5.2017
20 Mart,
Doksan yedinci gün,
On dördüncü çarşamba
Saat o gece ellerini tuttuğum saatler,
Akrep yelkovan kararsızdı, saniye baskı altında
İstemiyorlardı belli ki gece olsun,
On iki eylül iki bin on dokuz
Günlerden yine bir perşembe
Çarşamba dünden sizlere ömür
Yarınki mevlidinde yine sen ben yokuz
On iki eylül sene iki bin on dokuz
Şubat on iki pazar bugün, kalk usta, kalk beni çocukluğuma götür
Beraber büyüyelim yeniden ya da ben büyümeyeyim sen de yaşında dur
Gülüş cümbüş yaşayalım, gülelim eğlenelim işte, hiç hiç ağlatma hep güldür
Bir de hiç gitme usta, gitme bir daha, illâ gideceksen de tut elimden beni de götür
Söylemezsin sen bilirim, gururlusundur, ama ben çocuğum ya, ben söylerim imam efendiye
Sen görevini yap derim, salânı oku, namazını kıldır ama gömdüreceksen babamın gittiği o anı gömdür...
Bir anlasan, ne çok özletiyorsun kendini böyle
Gündüzler ve geceler gibi olmak zorunda değilsin
Onların yazısı, ilâhi yazgısı bu, bir şey yok ki ellerinde
Bil ki; çünkü ne ay güneşinin doğuşunu bekler dört gözle
Ne gündüz gelsin diye ben gibi kapıda bacada askerdir gece...
Bu kadar güzel olmak zorunda mısın?
Tek ben değil, onlar da soruyorlar, elbet duyuyorsun
Gündüzün güneşi ve gecenin yıldızlarıyla aramı açıyorsun
Onlar senin gibi değil, tutamıyorum dilimi, söylüyorum kızıyorlar
Çünkü sen güneşten sıcaksın ve yıldızlardan daha çok parlıyorsun...
On sekiz bin iki yüz seksen dokuz olmuş bugün
Bu kadar güneş doğdu ömrüme, bir eksiği de dün
Batanları ne saydım ne hesapladım, içim istemedi
Lâkin kaç katı olduğu belirsiz, hesabı, kitabı sürgün
Her batış cani katildi, kurbanlarının hiç biri tek değildi
Ölen, öldürülen her dün günümün canı hep bir kaç gün...
Bugün on sekiz ekim, günlerden paşam, oğlum
O hayatına doğmuştu, ben yeniden O'na doğmuştum
O büyüdü, yirmi birinde, bir adam, ben adam olamadım
Ama ben onu severken O hep babam oldu, ben paşa oğlum...
18.10.2017
Ne uçsuz bucaksız kavram, sonsuzluk
Tıpkı içim gibi, boşluk
Benimde sonsuzluğum içimdeki O'nsuzluk...
S.Güler-13.11.2018
Bugün tam on üç yıl bitti usta hayat dükkânını kapatalı
Sonrasında ne camı çerçevesi kaldı dükkânın ne de tabelası
Oysa üstümde acar yeni, jilet gibi ütülü lekesiz kalfalık elbisem
Daha yeni buruşturup atmıştım çöpe dolu dolu kırk yıllık çıraklığı
Şimdi bütün öğrendiklerim tek tek aklımda, somunu, pulu, civatası
Lâkin anahtar sıkacak kolllarım ondan, bundan, şundan hep sopa kırığı...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!