Yağmurla imzalıyorum vedanı, sabah erkenden
Kara bir bulut olarak zifiri çekip gidiyorum
Gidiyorum gökyüzüm özleminden, gözlerinden...
10.5.2017
Hasret aşka her hançer sapladığında kalbimde
Her seferinde seni başka bir çiçek diktim saatlere
Şimdi uçsuz, karmakarışık bir bahçedir zaman bende
Kâh ortanca açtın, kâh fallara papatya, ya da menekşe
Bazen gül soldun, bazen hanımeli koktun, bazen sümbül
Bazen de karaçalıydın, bahçenin tek ağacı, bu çınar dibinde...
Keşke güzel şeyler mutlu harfler yazabilseydim bugün
Ama yazamam, belki de hiç olmadığım kadar üzgünüm
Kara, kapkara bir cellât elbisesi giydi dün gece fani kalbim
Ana karnımı deştim dilimle, karındaşımında yüreğini söktüm...
S.Güler-5.6.2019
Karam
Sevdası anamın ak helâl sütü, vebali sinimde derin yaram
Karam
O kar kadar ak beyaz, ben kar körlüğü kadar karanlık adam
Karam
Varlığı yürek duvarıma vuran ak ışık, yokluğu gönül karam...
Sen karanlığa düşme diye ben sınırında beklerim
Belki bir gün ışığı saklamışımdır gizlimde, kuytularımda
Sen aydınlan, sevdiklerin korkmasın diye karanlığa sürerim...
S.Güler-21.5.2018
Diğer günler neyse de pazar sabahları karanlık çekilmiyor
Bulutların beyazı belli belirsiz, griye çalıyor, böyle sevimsiz
Gökyüzü de benim gibi, hayatsız, güneşsiz sanki yaşamıyor
Umutlarım gibi, aşk gibi, onun da kuşları ona kanat açmıyor...
S.Güler-4.2.2018
Her şey kararında bu sene
Ocak karlarını saklamadı kendine
Şubat şubat gibiydi işte kendi halinde
Marttan bir kaç kazma kürek saklayabildik
Nisan bildiğin nisan, yağmur damlaları sabırsız yine
Her şey kararında bu sene, galiba sonrası da yerli yerinde
Kasımın son günü, otuz, perşembe sabahtan duyarsız
Sanırım Aralık ayıda onun gibi olacak bu sene, ayarsız
Doğrusunu istersen, kışlarıda sana benzettin zamanla
Arada bir soğuk, ıslak, ama gelip gelmemekte kararsız...
30.11.2017
Ben sevdanın hep kayıp yüzünde makyaj oldum kaldım
Aynı yarımay karanlığı misali
Ne kadar allık sürsem de gönlüme, hep kara sarıya çaldım…
S.Güler-3.6.2015
Doğup büyüdüğüm şehrin kurtuluşu, buradada öleceğim inşallah
Kasımın biri, bin dokuz yüz altmış sekizde varoluşuma beş günüm kala
Tanrı kaç ömürlük gün bastı şarjörüme bilmem, boş kovanları da saymadım
Zaten onları da O harcadı, vara yoka, karavana, acımadan gün gün sırtıma sıka sıka...
S.Güler-1.11.2018




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!