Benim ki tarifi zor, anlatması anlatılamayan aşktandır
Eğer ki buysa, ah ah! Yaşamam da ölmem de ondandır
Olmadı, ölmeyi beceremedim bu kırço yaşıma kadar da
O'nun o ilk hallerini her düşünmem yeniden doğmamdır...
S.Güler-24.5.2019
Her sabah yoka uyanmak
Hiçlere adım atma telaşesi bu
Her akşam kapalı kapı eşiği
Güne sünger çekme yorgunluğu
Her gece gözlere mil çekmek
Benimki efece ölüme yatma uykusu...
Biliyor musun? Biz seninle hiç doyasıya gülmedik
Hiç "benim kahkaham seninkini döver" kapışmadık
Aynı mendile de hiç ağlamadık ki meselâ, yapamadık
Evet mendilimiz ıslandı ama biri senin biri benim elimde
Kurusun diye sen giden, bense hep kalan rüzgâra salladık
Her geçen yaşımda daha iyi anlıyorum
İki bayramın anlamını, farklı mertebesini
İkisi de kutsal, evet, ikisi de O'nun hediyesi
Ramazan nefse diyetmiş, iç huzur da neticesi
Bir de çocukların dilindeki şekerli bayram lezzeti
Ama kurban bayramı başka, kurbanın gözleri nemli
Diyorsun ya bazen
"benim yerime de sev"
Bence herkes kendi yerine sevsin
Hem iki kişilik hasret ağır gelir bu kalbe
Gönlüm bırak herkes kendi yerine özlesin...
Arama hiç, gözlerin bende kalmış dün gece
Saatte sanırım gece yarısını bilmem kaç geçe
Merak etme ama, uyuttum ben bir kaç düşlük
Kahvaltı da yaptık, dünü bugün, beni sen geçe...
S.Güler-17.3.2017
Bir ruhu deniz sevdasıydı ruhumun
Şimdi deniz dalgasız, martısız, yosunsuz ve iyot kokusuz
Deniz şimdi ben kadar mutsuz.
Bir ruhu gece sevdasıydı ruhumun
Şimdi geceler ıssız, yıldızsız, bulutsuz ve ay ışığı nursuz
Ben ki ben kaç ömür yaşadım bilmiyorum
Kaç çocukluğumda kaç kez doydum annem sütüyle
Acaba kaç kırk yıl babamın ardından gözyaşı döküyordum
Ben ki ben kaç ömürde yaşlar aldım bilmiyorum
Kaç kere kaç mum üfledim dilsiz dileksiz kaç elli dördümde
Ben kimim, aslında hangi halim gerçek benim
Say ki sen kadar hayat, sen kadar maneviyattan bir kulum
Ben nereliyim, hangi mekândır gerçek yerim
Bedenim doğduğum yerde çakılı da, yurtsuzdur şu ruhum
Ben kime sevdayım, hangi sinede atar kalbim
Farz et aşka kırık kanadım, sen kadar ilâhi aşka uçuyorum…
Bazen koparmıyorum takvim yapraklarını, unutuyorum
Onlar kendiliğinden kopup yere düşüyorlar, sebebi malûm
Benim günün tarihine vuran kantar bozan ağır yorgunluğum
İyi ki de öyleler, yoksa ben kopup düşeceğim tarihe, biliyorum...
S.Güler-3.7.2019




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!