SEN BİLİRSİN
Dünya dolu kervandır
Gelen geçer yolcu kalmaz
Kimi güler kimi ağlar
Sen, Uhud tepesinde sabırsız, yaydan çıkmış bir ok
Sen, göğsümün üstünde oturan Taif’ten bir taş
Sen, Kerbela’da Hüseyin’den bir damla su esirgeyen Fırat
Ben, kurtuluşun, son çaren, kaderine kazınan derin hendeğim
Ben, yüreğindeki buzdan putları kıran Mekke’nin fethiyim
Ben, ben sana gökten zembille inen her şeyim
Tanış idik doğmadan
İnandık biz korkmadan
Yürüdük hiç durmadan
Daha yorulmadık ki…
Dostluk Bâki… Dostluk Bâki…
*
Ne zaman hüzünden sararsa yüzüm
Bir sineye başımı yaslayasım gelir
Kaçarken bazen pür korkulardan
Şefkatli bir yüreğe sığınasım gelir
*
Kışta, beyaz bir vakit ölümü beklerken
Geldik konduk bu haneye
Bir nefeslik mihman gibi
Aldanma hiç bu fenaya
Suda bir an duman gibi
*
Yükün nedir diye sorsan
Tebessümü cennette bir ırmak
Öfkesi cehennemden sıcak
Her ikisi de nefse tuzak
Hangi ipe sarılsam
Hangi renge boyansam
Kurtar beni Vera
Aç bakalım sen gözünü
Gör tabiat örtüsünü
Şifadır her bitki özü
Ot kalana gönül koyma
*
Bir elif miktarı kadar bakamadım gözlerine
Şefkatten ötesini ister gözlerin
Hayalimdeki ruhu yerleştiremedim tenine
Kor ateşin içine çekiyor tenin
...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!