Bırak aksın gözünden,
tutma yaşlarını.
İnkâr ettiğimiz bu yasa
yakacaktı elbet.
Dünyanın durduğu güneyazıldım.
Silinmez bir kıyamet var aklımda.
Senaryo gereği savaşacağız seninle.
Elimde dikenler var, güllerden bihaber.
Şehrin ruhunu söküp alacağım gözlerinden
Ve eğer kalırsa kaldırımlarda şarkılar söyleyeceğiz.
Çıkıp dağlara feryat edenlerin türküsünü söylesem,
Bilirim, türküm ulaşmaz yankılarla.
Oturup bir çayın oluşunu seyrederken âlemlere,
Seyrederim içimde sıkışıp kalan bir hançerin dönüşünü.
Seyrederim genişlerken evren, ben nasıl da daralmışım,
Gözlerimi kısıp da uzaklarda yanan lambaları aramışım.
Akşamın ruhuna münzevi olduğum anda.
Alnını rüzgara dayamış bir ağıt bağlar.
Fırtınalar ile bölünen gençlik uykusundan
içimde bir kalem oynar.
Ve şiirler yağar...
Yer ve gök üstüne.
Nedir bu sırrına eremediğim,
Rüyalarımın içinde var olan?
Nazlı bir suskunluk mu,
Oturdu karşısına bir şairin,aynadan yapılma bir ruh.
Ve şair gördüklerini anlattı, veba kuşlarının şahitliğinde.
Mistik bir istidadır;
Girdi mezarına, düş kırıklıklarından bir mahzene.
Kargalar üşüşmüştür gözlerini ve beynini diktiği bir ağaç leşine.
Fikirler buzdan,
İçimde sisli bir vedanın savaşı var.
Dünya muhal bir masaldır diyor kalbimin iç çekmeleri.
Yarım kalmış her şey üzerine şiir yazılabilir
Bir mezarlıkla konuşmuş saydım kendimi.
Bu savaşta yarım kalan bir şeyler var
Vardır elbet bir bildiği.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!