paslandı
hazine bildiğim sandıklarım
sadıktım
ne varsa inandıklarım
çürüdü
demir sandıklarım
göz yaşları ile sulanmış özgürlük ekinleri
engel değil bir birine aşık topraklar arasında
sivri dikenler
sınır telleri
mayın tarlaları
Sen suskun bir şehrin
en tenha merkeziydin.
içimden bihaber, güya entel bir elittin
sessizlik sözüm ona asaletiydi içimin…
oysa sessiz içim ne diyordu biliyor musun ?
içim ne diyordu tam orda
Newton fiziğinin
ve yer çekiminin faydası yok
beni sana çeken başka bir şey var
hiçbir fizik kuralını tanımıyor ruhum
ben yıllarca boşuna okumuşum
sen aklıma geldiğin zaman bilim iflas ediyor
Sen mayıs rüzgârına kapılmış
öylece kendinden emin adımlarla gidiyorsun
dalgalarla yükselen mavi deniz
mülteci hüznüyle vuruyor kıyılara
bindiğin son vapur mudur
esrik bakışlarını
Kalbet ey sevgili yüreğim!
Anla, dalıp götüren en yalnız düşüncelerin
Sanki anavatanıdır beynim.
En uzak sürgünlerin,
Sanki en ağır hükümlüsüdür kalbim…
kalbet!
Adını duyduğum zaman tek başıma kalıyorum
Bütün dünyam bir anlığına yok hükmünde
derin denizlerin ortasında kimsesiz gibiyim
tatlı bir yanlızlık hissi basıyor
sıcak günlerde
uzun ağaç gölgesinde dinlemiş gibi oluyorum
Sus
diyeceklerimi kimse duymasın
böyle bir korona gecesinde
itiraf ediyorum
ben her gördüğümde seni yeniden
yeniden seviyorum
KALBİM KAMUFULAJLI TİMSAH KUŞATMASINDA
Bu asır
beyaz gibi duran
siyahın en koyu tonu
iklimsel bozukluk zamanları...
mavi günlerde karşılaşmalarımız
öyle plansız hesapsız
öyle rastgele kendiliğinden
ve kısa kısa bakışmalarımız
beni benden alır götürür
alır götürür uzaklara yetişemezsin sen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!