her düşünce özellik ve öncelikle bir konudur
konu, namazın önemi, diyerek sunulur bilgiler
içeriği sırayla düşüncelere alınır, değerlenirler
bir konuyu masaya yatırma deniliyor ara sıra…
bedenimizde baş olarak kafamız var
her babaya baba denilemeyeceğinin de
ve her anneye anne denilemeyeceğinin
bir görev bilincine dahil sorumluluk olduğu
öğretilmediğinin acısıyla
böyle niceler anneler oldular, niceler babalar oldular...
Bir ana sevgi yüreğini sarar sarmalarken belki de
Bir erkeklik taslayan zavallı görmüşse demiştir ki kendine
Bebeğin kıçına sardığı şu bezi geçirelim yüzüne…
Çene bağlamaya şu cinnet hali bir sıkma baş masalı
Türban terörü kadın erkek, ana baba, kardeş savaşı mı?
Kaç yıl geçti Atatürkt’ten sonra
Hiç başbakanımız oldu mu bizim?
Biz var mıydık ki milletvekili olsun
Ne istemeyi öğrendik, ne aramayı
Ne sorabiliyorduk ki dinlemek varken
Hemen ardından bir alkış iştahlılığı
bildiğim kadarda hem artarak
hem artayanımı da aşkımın toplam gücünde
aşktır bilgilenme hevesim, coşarım
aşktır koruma hissiyatım, çağlarım
vatan uğruna ölmektir hürce anladığım
Seçkin yaş diye akıl gelir en başta
Doğururken belki zirvenin aşılmazıyla
Uçuşu kucağa alınan koku yaşıyla
18 ile vatana bekçi koşar coşkusu
Acil bir önleme hazırlanmak gerekliği bu
Yoğun halktır tüketen, tüketilen. Tüketici fakirdir hep bu yüzden. Ülkelerarası sosyal, toplumsal uygarlık dengesi sağlanmadığı için, savaş saldırganlığı küreselliğe dayandığı halde ve azıcık yavaşlatılmaya davet edildiği için, doğal olarak bu saldırı sınırsızlığıyla gıdalara saldırı oyununa da baş vuracaktır. Dünya gıda fiyat dengesi olarak, zenginler öyle de yer böyle de diye düşünürken, o alanda kazanç da esirliğe dayanmalı… Gıda pazarlayan fazla kazanmasın: sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyişi denilir buna. Yine bu türden bir düşünce olarak, fakir ülkelerde dolaşacağız daha, bu süreçte harcamaya niyetimiz yok ayağı mı acaba? Dilleri dinleri midir? Ne dini?
Tüketici fakir öyle kalsın diyor, ithalat dayatıyor. İşsizlik mi önlüyor ülkelerinde? Bunun gerçeği ama hiç görülemiyor gözlerle bile. Yine bir kapalı kapılar ardından ‘emir havası esinliyor dikkati’ büyüyor, ister istemez.
Açlık, kıtlık, susuzluk ihtarı gerçek bir uyarı uzmanlarca. Bankacılar da konuşuyor bunu. Bankacı konuşuyorsa, Yahudiliği önemsetiyordur; borç veremem gardaşım, ne becerdin aldıklarınla… get başka kapıya… Sahi, onların yöresel dilleri mi dinleri, dişleri midir midede... var mıdır?
Türküm, doğruyum, çalışkanım
İlk öğrendiğim sözler oldular
Radyodan dinleyebilirdim piyes
Bakışlarımda birikirdi hevesim
...........................Türkiyemi sev! diyebilmek
O sendeki aşk olmasa coşkulu hevesinle
Yaşamam sensizliği bir tek an bile
'Açıp kollarımı iki yana' bekleyişim de
Hiç eksilmesin diliyorum sevdiğim seninle
Bu coşkuların tadında emekliyorum ancak
Tarikat, Yahudilik gıdasıdır, anlaşılmaz ne anladığı
Odunsu ruhun öyle kalın ki duygu duvarı…
Ne ses girer içeri, ölü ne, diri ne bilinmez
Söz söyler dili, ne şekildir, ne biçimdir denilmez….
3 Eylül 2008




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..