Çağdaş bir toplum mu? Tarihi bir köprü mü?
Doğulu, Anadolulu, Batılı
Yoksa batının da koruyucusu mu?
İslam’ın kılıcı, Hıristiyanlığın cezası
Her yeniliğe doğan can gömleği mi?
Tüketim kültürü değil bu aracılanan sadece
Her mahalleye cami der gibi bir psikolojide
Alış-veriş merkezleri yığıyorlar yeryüzümüze
Belki bir uyanıyor önlemi silah yatırımı eksikliğine
Bir nesil eni sonu uyutulacak özlemine…
Hem de işsizlik boylandırıp heves kışkırtısıyla böyle
Türkiye”nin dört bir yanından toplanmış öğrencilerdi
Okullarda eğitimleriyle başarılı öğretmenlerden
Milli birlik ve dayanışmayı ister sivil, ister kamuda
Aile eğitimi, engelliler, evrensel olanaklar da
Okuma kültüründen rekabet anlayışına kadar sorunlardı
‘Türkiye’de hak ve hukuk anlayışı biraz abartılı sevgiyle şımarık bir halk oluşmaya yüz bulmuşluk oluyor kolayca, yüz bulduğu gibi tutumlanmaya da koyuverince cezalanıyor, ayıplanıyor, kınanıyor. Hoş, bu dert orada, ülkenizde kalsa iyi, gelip sızlanınca şaşırıyoruz elbette, Türkleri çalışırken tanıdık, komşulukta tanıştık, acaba maske miydi endişesiyle bir ikisini kabullenmeye zaman ayırınca, başımıza sarmış oluyoruz, gözümüzü açamadan yığılmışlıkla karşı karşıya kalıyoruz. Halk elbette sevilir, şımarmak demek mi olmalı? Yok efendim ne soyundandım, sol yanımdaki halim Anayasa kuralı olsun, sağ ayağımla eşikten girilecek okul olsun, o okul bana yabancı demiyor üstelik, beni yabancılıyor demeye yüz bulmuşluğu severek oynuyor. Bir devlet kişisel keyfiyet haline, başı, ayağı, eteği, lehçesiyle mi yönetilecek, her gün üstelik keyfi kaçtıkça değişme gösterme patırtı gürültüsüyle… ‘’
ve böyle sayfalarca yazabilirim, dinlediğim bir kahve sohbeti buluşmasında mahcubiyetten dilim tutuldu, ara sıra başımı kaldırıp şefkat bakışlarımla devam et, dinliyorum tutumlandım… Avrupa hep vahşi mi? Darılacağım ama, haklılar disiplin ve prensipli bir yaşam için gerekliğin yasalara uyum olduğuyla, gerekirse kendi yağında kavruluyor dönemi de yaşanmış elbette…
‘Özgürlük ne demek? Kırmızı yanıyorsa trafik lambasında, canım istemiyor beklemeyi, araba da gelmiyor, geçeyim canım demek mi özgürlük? Özgürce hareket etmek bu türden özgürce düşünmeyi mi ürettirmeli? Bu arada işte fısıldayabildim sadece, Fabrika işçisi olup, iş derdinde olmamak rahatlığını istiyorlar belki, bunu da Avrupa bir zenginlik gibi markalaştı, hava kirliliğine önlem olarak filter sistemi bulununca her ülke fabrika kurabilir hakkına hevesleniyor belki, bugün iş verenler bu yüzden de kaçtı, işsizlik parasını ödeyebilmeye krediye başvuruyorsunuz işte dedim ama, dediğime utandım tabi… Hatalara özenmek düşünme kapasitesi mi yani? Doğaya açılan zararları mı tekrarlamalı denilmesine fırsat yarattım böylece… Ortada bir çaresizlik var her yerde, bir iki hükümet zırvalığına katlanıyoruz işte denilmesinin haklılığına ne diyebilirdim ki…
Medyası kuşatılmış hoş beş zevk renkli
Çoğalmaya açılan yataklık yolu dehşeti
İnsan hayrına ulusal düşünce üretenine ani
Türkiye’nin kulağı diye hüzün derecede birinci
Bilirim bu benim bedenimin de hali…
Oku ki adam olasın dediler bana, bak bugüne yaramış
Eeee bebeğim, uykunu büyüyecek kurtuluş…
Sen ol büyüyecek kurtarış, karamsarlığa uyanış
Her doğan bebeğimize Ninnisini de söyleyin, lütfen
Şeytan boğmadan boğulmamayı öğrenmeye, atfen
Senin dediğin anlayışın olduğuyla
Benim dediğim anladığımdır o kadarıyla
Ayrışmaya zorlayan ne var aramızda?
Söylediğimiz aynıysa…
Özün sözünden, sözün eyleminden
Kendine verdiğin emek kadar konuşabilirsin ve bu servetinle
Birlikte düşünebilecek yeneneğin kadarsın denilendir elbette
Bir fark ise çoban kültürü ile çiftçi kültürü
Bütünlüğe oluşan bu bir sınıfsal resmin ayrışır mı örüntüsü?
Türkiye’ye, dinlemeyi anlamaya geldiğini
Hoş gelmiş, sefa bulmuş duyarlığı olsun, dileğim tabi
Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisindeki sesi
Görmeyi görünen gösterişliği değerlenmeli:
Diyelim ki evlisiniz;
Eşinizi yılan gibi dışarıda biriyle
Birbirine sarmaş dolaş gördünüz
İki başlı, çirkin bir hayvana benziyorlar
Dört kolu var hayvanın soluğunuzu kesiyor
Kafanızın içinde korkunç uğultu




-
Yükselen Yildiz
-
Mustafa Aslan
-
Haşim Koç
Tüm YorumlarSEVGILI ANTOLOJI DOSTLARI!
SAIIR ARKADASIMIZ SEVINC KAVUK U KAYBETTIK
BENIM 39 YILLIK COCUKLUK ARKADASIMDI SIZLERINDE BURDAN TANIDIGINIZ BELKIDE BIR COGUNUZLA YAZSTI REAL TANISTI
BU SEVGI DOLU GÜZEL ARKADASIMIZIN ANISINA
BURAYA DÜSÜNCELERINIZI YAZARSANIZ
O OKUYAMAZ AMA ...
Allah mekanini cennet eylesin ablam.
-saygı deger hemşerim kalem tutan ellerinize sağlık şiir olup yazılar temiz duygularınıza sağlık...her zaman yazınız lütfen size duygularınızı damla damla biriktirip duygu denizleri oluşturmak..yakışır..duygu denizleriniz olsun..yazınız yazınız yazınız lütfen...ARAPGİRLİ HAŞİM KOÇ..