Ne rüzgarlar geçti bu dalın üzerinden,
Ne hazanlar gördü bu yorgun yürek.
Ama bir an bile şüphe etmedi özünden,
Sadakat sessizce beklemeyi bilmek.
Toprak suya nasıl sadık ve muhtaçsa,
Bir ceviz ağacının gölgesinde zaman,
Durur da usulca yüzüne bakar.
Orada ne bir sitem vardır ne de yalan ,
Toprağın koynundan berrak bir su akar.
Babamın elinin değdiği o geniş bahçe,
Güneşle birlikte uyanırdı bahcemiz,
Meyve ağaçlarıyla süslüydu dünyamız.
Babamın Annemin toprağa değen eliyle,
Bereketle dolardı her bir yanımız.
Bahcenin ortasında coşan kaynak suyu,
Gümüş bir çizgi çekilir ufuktan,
Gece sıyrılır, uyanır cihan.
Yaprağın üstünde Çiğ taneleri,
Fısıldar rüzgar başladı zaman.
Güneş ilk buseyi kondurur dağa,
Güven, sessiz bir limandır fırtınada,
Sözlerin arkasında duran o dağdır.
Bir çocuğun elini tutuşunda,
Korkuyu yok eden o gizli bağdır.
Ne gözle görünür, ne elle tutulur,
Zarif bir kelebektim hayallerimde,
Uçtum sabahın o seher vaktinde.
Sonsuz bir umudu taşıyıp kalbimde,
Sevgiliyi görmeyi murad eyledim.
Bir damla Çiğ düşerken gülün kalbine,
Zaman yavaşlar ses bükülür derinden.
Bir rüzgar fısıldar kendi kendine,
Geçer de evlerin sümbül kokulu bahçelerinden.
Ne bir söz incitir,Ne bir bakış kırar,
Deniz kıpırdar uyanır yosunlar,
Martılar gökyüzüne kanat vurur.
Sahile vuran o dingin sular,
Güneşin doğuşuyla sakinleşir durur.
Bir altin damla düşerde dağa,
Uzakta bir köyün akşam sükutu,
Tütüyor gözümde bir ocak başı.
Dağıtır zihinden her türlü bulutu,
Toprağa can veren yağmurun sesi.
Bir köy çeşmesinin usulca akışı,
Çocukluğumdaki mavi uçurtma,
Ne güzel süzülürdu gökyüzünde.
Rüzgarla dans ederdi uçurtmam,
Ben hayaller kurardım çocukça.
Rüzgarla yarışır göğü aşardi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!