Ufkumdan perdeleri çekilen zamânın ardında,
Olimpos Zirveleri'nde doldurmak üzereyken mîâdını;
Kaybolmuş aşkların mahzenlerinde,
Unutulmaya yüz tutmuş,
Tozlanmış dökümanların arasından çıkardım Adın'ı...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir tam bir rahatlatma şiiri Şairimize Saygılar .....
Siir, bir siirde bulunmasi gereken tüm vasiflari tasiyor. Herkesin tarzi farkli oldugundan, begeni derecesi de degisik olacaktir mutlaka. Fakat siirden anlayanlarin bu siire olumsuz bakabilmesi mümkün degildir. Üstelik nasil bakarsiniz, nasil görürsünüz, nasil hosnut olmazsiniz bilmiyorum ama, bu siirdeki zerafeti, gücü anlamamak gercekten ya hasetlikle anlatilabilir ya da siir bilgisinden yoksun olmakla. Ayni negatiflikte bulunan, ayni gözlükle bakanlara önceden beri hicbir seyi begenmedikleri de malumdur. Sairlerin sultani Necip Fazil üstada bile camur atip kulp takabildikten sonra bu insanlar, bu siiri hazmedememis cok degil... Olumsuz yorumlari görmezden gelip siiri gerektigi degerde anlayanlarin sayisi, anlamayanlarin misli misli fazla oldugu da apacik. Sadece siirde degil, hayatin her aninda saygi unsuru olmali prensibimiz...
Bu şiirin 'Top 100' içinde ilk sırayı alması, aslında antolojinoktakom'daki 'şiyirciler'in entelektüel(??) seviyelerinin de bir göstergesidir. Şiirin 'Ş'sinden bile anlamadıkları halde, başta yalakalık olmak üzere (çünkü kendilerinin de 'şiirleri'(!) var) 'Helal beee!!' deyip hızını alamayanların bir de (ne menem bir şeyse!) on puan vermeleri, edebiyata tüy dikmekten başka bir işe yaramaz.
Yazık!
Şiir,özgün etkiler bıraktı.
Kutlarım yürekten.
Selam ve saygılarımla.
Çok başarılı, içtenlikle yazılmış, kelimelerle süslemiş etkileyici bir şiir... Şairimizi en samimi duygularımla tebrik ediyorum... Sevgilerimle...
başarılı bir çalışma tepriklerr..
sayılarımla..
şiir harika ama çok bilinen imgelere bu kadar yoğun yaslanmadan da güzel yazacağınız açık,bir de öyle deneseniz,tebrikler
Üç büyük kitabı, üç semavi dini toplamak gibi bir şey olmuş bu şiir. Daha doğrusu şiirleriniz. Şairliğiniz. Yüz kadar şiirinizi okudum. Gördüğüm manzara karşısında hayretimi ve hayranlığımı açıga vurmam gerektiğini ve en sonunda yorum yazmam gerektiğini anladım. Şahsımda benim, genelde de türk milletinin takdir ettiği o üç şairin tek şahısta toplanmış halisiniz. Necip Fazıl Kısakürek, Yahya Kemal Beyatlı ve Sezai Karakoç. Bu kadar olur yani. Sizi tebrik etmemek için şiirden hiç anlamamam gerek. Başarılarınız, ilhamınız daim olsun, kaleminizin gücü eksilmesin. Kaynağı Allah olan, maneviyat olan ilhamlar asırlarca gönüllere hitab ederler. Yaşayan şairlerimiz içinde Nurullah Genç hocamızla birlikte müstesna bir yeriniz var.
Bir şey daha, şiirden anlamayanlar: ben de sizi anlamıyorum.
* * * Sevgili'ye
Ufkumdan perdeleri çekilen zamânın ardında,
Olimpos Zirveleri'nde doldurmak üzereyken mîâdını;
Kaybolmuş aşkların mahzenlerinde,
Unutulmaya yüz tutmuş,
Tozlanmış dökümanların arasından çıkardım Adın'ı...
Bir Alaturka Saat'in tepesine tünemiş Zümrüd-ü Anka,
Saat başı vird hâlinde yâdını
O yemyeşil gözlerini anlatmaya çalışan,
Hangi nota, hangi şiir, hangi destân;
Hezîmetle bitirmemiş ki maksâdını?
Sen,
Pontus Ülkesi'nin,
Rum'luğuna sâdık kalmamış, Peygamber hitâplı Kadın'ı;
Târih silecek mi,
Kaya gibi dişlerimde iz bırakmış, dudaklarının tadını? ! ..
*** Daha Belkıs tüylü topuklarıyla yaslanmıyorken Tahtı'na,
*** Sangarios Efsânesi, yazılmamış mıydı senin bahtına?
Say ki;
Alnın duvak görmemişken,
Gizemli Sunaklar'da,
Perili Konaklar'da
Benimle yatmadın! ..
Say ki;
Meryem gibi istisnâsın, bir kez bile tatmadın
Say ki;
Cüneyd gibi seccâdeni gönül ırmağıma hiç atmadın,
Say ki;
Edhem gibi tâcını, tahtını, bir ânlık vuslâtıma satmadın
Say ki;
Kader çizgisini, semtime uğratmadın;
Kırılır Kalem, çıkar yollar Bezm-i Elest'e,
Hiç mi hesâba katmadın?
Oysa,
Kaldır başını da seyret Levh-i Mahfûz'u,
Benimle birlikte Adın! ..
Ellerini, akd-i nikâh için duâlara da mı kaldırmadın?
Yoksa,
Sen, benim hiç bir şeyim de mi olmadın?
Eyy Masallar Ülkesi'nin Sultânı Kadın! ..
*** Daha dîvâneye döndürmemişken âşıkların kim kaçını,
*** Daha Râhipler kırmamışken senin için Haç'ını,
*** Parmaklarım kavramamış mıydı altın tozu saçını?
En müstahkem ümidsizlik kapılarının arkasına,
Bir daha hiç görünmemek üzere saklanmış olsan da,
Karşına yine ben çıkacağım!
Son Brandenburg kalıntılılarını da,
Yeni bir Ekim İhtilâli ile,
Müfreze vâveylâlarının üzerine yıkacağım!
Zannetme ki;
Ferhât gibi dağın ardını görmeden bıkacağım!
Kıskansın Memphis'in mumyaları!
Kıskansın Ramses!
Kerpetenler açmamacasına avurtlarımı sıkacağım!
Bir Yûsuf kurtulmaya görsün Kreuzberg Zindânları'ndan;
Züleyhâ'ya inâd,
Azîz'e inâd,
Binlerce Yûsuf'u zindâna tıkacağım!
Hele zangırdasın Wedding Katedrali;
Ay ışığı görmeyen gecelerde,
Glockeleri'nin doruklarına çıkacağım!
*** Daha Şehidlik'de okunmazken Fâtihâ, bir tâze Rûh'a;
*** Âlem-i Ervâh'ta künyelenmemiş miydik cümle Gürûh'a?
*** Daha?
*** Dahası yok!
*** Dikildi gözleri Havârîler'in, Beyt-i Makdîs'de çarmıha;
*** Son vuruş, o son vuruş da balyozumdan olacak mıha! ..
04.05.2002 Münih 04:25
Mustafa Engin Karatay
Elimde olsa bu degerli eserinizi, her sair adayinin okumasini isterdim...Öyle derin, öyle icli, her okuyani baska bir boyuta alip götürüyor mu bilemem amma! Beni alip götürdü, yedi iklimleri dolastirdi... Tebriklerimi sunuyorum...
Güldeste siir grubumda paylasima sunuyorum...Tesekkürler...
Engin abi ablama imzaladığın kitabını okudum. Aynısından ben de isterim hiç itiraz kabul etmiyorum. Kent meydanındaki ramazan programın da başarılı geçmiş. Haberini almıyor değilim yani. Adapazarı İHL patentli gurur kaynağımız. :p
Bu şiir ile ilgili 197 tane yorum bulunmakta