Bu hayatta senden ayrı yaşayacağımı,
Seni sevip sana kavuşamayacağımı,
Radyomda sensizlik şarkısını çaldıracağımı,
Bilseydim sevdiğim ben seni sever miydim?
Her gün senin için gözyaşı akıtacağımı,
Resmine bakıp kanayan yaramı kanatacağımı,
Kalbim kırık, yüreğimin boş kalacağını,
Bilseydim sevdiğim ben seni severmiydim?
Senin aşkından bu hallere düşeceğimi,
Beni sevmedin diye gönlümü üzeceğimi,
Seni tek taraflı, karşılıksız seveceğimi,
Bilseydim sevdiğim ben seni sever miydim?
Bu aşkın yüzünden herkezin kalbini kırdım,
Gözlerime gülümsemenin yerine gözyaşı aldım,
Yokluğunda aşkın ateşinde cayır cayır yandım,
Bunları bilseydim sevdiğim ben seni sever miydim?
Bu hayaımda mutluluk yerine hüzün var,
Bu gönlümde sevdan ile birlikte hasretin var,
Bu aklımda anılarının yerine güzelliğin var,
Bunları bilseydim sevdiğim ben seni sever miydim?
Yokluğunda her yeri birbir yıkıp döktüm,
Hasretinle bükülmeyen boynumu büktüm,
Kalbimde senden başka herkezi yerinden söktüm,
Bunları yapacağımı bilseydim sever miydim seni?
Seni sevince dünyamın başıma yıkılacağını,
Seni hiç bir zaman gönlümden çıkaramayacağımı,
Seni mahşere kadar sevip unutamayacağımı,
bilseydim sevdiğim ben seni sever miydim?
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta