Toprak anlattı bana hikâyeni:
Her kök, bir kadim yazı,
Her taş, mühürlü bir sır.
İsmin ateşte yazılmış,
Rüzgârda söylenmiş,
Suya düşmüş bir yıldız gibi…
Toprağın altından bir nehir geçer,
Geceyle gündüzün sınırında.
Bazen adın orada yankılanır,
Köklerin lisanıyla
Unutulmuş bir dua,
Solmuş bir nakış,
Uzak bir ateşin izi.
Yapraklar düşerken anlarım:
Her düşüş bir uçuşun başlangıcı,
Her kayıp bir buluş.
Ellerin havada iz bırakır
Rüzgârın değdiği her şey
Hatırlar ve unutur seni aynı anda.
Dağların sessizliğinde
Bir çan sesi erir.
Buğday tarlaları rüya görür
Her başak, altın bir harf,
Her hasat, bir kayıp cümle.
Sen orada yürürken
Toprak yankılanır eski bir ezgiyle.
Gece geldiğinde
Gölgen suya değer,
Sudaki yüz bin yıllık yüzün
Bana bakar
Ne sen, ne ben,
Sadece bakış,
Sadece hatırlayan su,
Sadece unutan taş.
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 19:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!