kendimi düşünmeye durduğumda fark ettim,
en arkada kalmışım meğer
ne yüksek sesim duyulmuş
ne de adım bir ihtimalin içine yazılmış.
geç kalmak değil yalnız acıtan,
belki de hiç çağrılmamış olmak
seçilmemiş olmanın,
görülmemiş bir yüz gibi
zamanla silinmesi canımı yakıyor.
ama beni asıl yaralayan
yüksek sesli kırılmalar değil.
ne kapıyı çarpan öfke,
ne açıkça söylenen reddediş
onlarla baş edebilirdim belki,
çünkü sertlik dürüsttür,
ne olduğunu saklamaz.
beni inciten,
gülümseyerek geri çekilen eller,
kibar cümlelerin arasına gizlenmiş mesafeler.
ince bir perde gibi aramıza gerilen
o görünmez duvarlar…
sanki içeride yer varmış gibi,
ama bana ait değilmiş gibi.
nazik davranışların ardında
dışarıda bırakılan bir ben var.
sorulmayan nasılsınlar,
cevabı merak edilmeyen suskunluklar.
adımı anmadan geçen sohbetler,
varlığımı incitmeden silen cümleler
bu incelik bağırmaz,
iz bırakmaz sandım önce.
ama yanılmışım.
çünkü en sessiz yaralar
en derine işleyenlerdir.
kanamazlar,
ama içten içe çürütürler insanı.
insan kendinden şüphe eder böyle zamanlarda
ben mi alınganım? der,
yoksa gerçekten yok muyum?
ve işte o an başlar asıl yalnızlık
kalabalığın ortasında
kendi varlığını ispat etmeye çalışmak.
sertlik geçer,
söz söylenir, kapı kapanır, biter.
ama bu kibar uzaklık
uzun bir gecedir,
sabahı olmayan.
insanı kendine yabancı eder,
kendi değerini fısıltılarla sorgulatır.
ben incindim, evet.
ama kırıldığım yer gürültülü değil.
sessiz, usul,
kimse fark etmeden.
ve belki de bu yüzden
en zor iyileşen yer orası.
şimdi kendimi topluyorum yavaşça,
arka sıralardan kalkıp
kendime doğru yürüyorum.
çünkü öğrendim:
en çok inciten,
en nazik görünen uzaklıkmış.
ve insan,
bunu fark ettiği gün
artık eskisi gibi kalamazmış.
Mustafa Alp
03/02/2026 00.10
Kayıt Tarihi : 3.2.2026 20:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!