Sonra ne mi oldu?
“Ona ayıp olur mu?”diyen bir ses kısıldı ansızın
ve zamanın içine gömüldü,eski bir radyo frekansı gibi
sanki hiç sorulmamıştı
sanki hiç merak edilmemişti cevabı
Gün oldu, siz beni düşünmez oldunuz
kapılar sessizce kapandı,telefonlar sustu
ben de aynı sessizliğin mürekkebine batırdım kalemi
“Size ayıp olur mu?”diye sormadım artık
soru sormak da bir nevi bağlanmaktı çünkü
ve ben kopmuştum çoktan
Sokaklarda yürüdüm, sizin mahallenizden geçtim
pencereleriniz loş,perdeleriniz kapalıydı
hatırlayan kim vardı ki zaten?
hatırlamak,hatırlanmayı beklemekti
ben beklemeyi bıraktım
ve bütün yollar başka şehirlere çıktı
Akşamları mektuplar yazdım yine
ama bu sefer adres yoktu üstünde
yağmurda ıslanmış bir kâğıt gibi dağıldılar
kelimeler,cümleler, pişmanlıklar
postacı gelmeyen bir semtin adresinde bekledi
ben de attım onları,kendi iç denizlerimin derinliğine
Şimdi balkonumda sabah kahvemi içerken
yüzümde bir tebessüm,içimde bir sükûnet
o çok sorulan“ayıp” sözü
bir martı kanadı kadar hafif geldi artık
ve anladım ki asıl ayıp
kendini sürekli açıklamak zorunda hissetmekmiş
Filozban der ki:
Bitti mi sandın?Bitmedi.
Sadece şekil değiştirdi her şey.
Bir yanım hâlâ o eski sokaklarda dolaşıyor
ama dönmek yok,geriye bakmak yok.
Sessizliğin matematiğini çözdüm nihayet.
Verdiğin değer kadarsın,
ve ben artık kendi değerimi yazıyorum
yıldızların altında,imzasız ve özgür.
Kayıt Tarihi : 20.1.2026 20:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!