Zaman,
göğsümde yavaş yavaş solan
bir ceviz yaprağı gibi kurur.
Ne yana dönsem,
küskün soluğu dokunur yüzüme.
Bir taş gibi sustum,
içimde kırk yıl beklemiş bir söz,
dilime gelince
anlamı düşer yere,
kırılır.
Eskimiş pencereler gibiyim artık,
rüzgârı değil
sessizliği içeri alan.
Ve bakışlarım ,
bir başkasının çocukluğuna ait gibi,
çok uzak, çok tanıdık.
Bazen
bir gölün aynasına bakar gibi
kendimi seyrederim.
Yüzümde kırışan dalgalar,
yüzümde durulan bir yalnızlık.
Her hatıra,
birer çividir duvara çakılmış.
Ne astığım iner,
ne duvar yıkılır.
Ben zamanın eğildiği yerdeyim.
Ne öncesi var kelimenin,
ne sonrası.
Herkes ölmüş,
Herkes birer birer unutulmuş.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 7.7.2025 06:05:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!