Aşkınla geldim kapına
Yandır döndür dergahına
Kıymazsın sen evladına
Yetişsene ey Rufai
Düştüm aşkın narına
Ruhum içli bir türkü
Bedenim ruhumun ezgisi
Ey bestekârım, usta sensin
Üflediğin ruhunla ruhuma erensin
Sazım sensin, telim sensin
Varlık senden, yokluk senden
Aşk da senden, aşkın bedeni de senden
Gönül senden, gönlün içi de senden
Canı verdin, cananı da gizledin
Doğdum doğalı ben kendimi bir viranede gördüm
Attım aklı, unuttum bildiğim ne varsa
Gülünüm senin, dikenimle yola düştüm
Seninim işte , gönlümü aldım sana geldim.
Niye geldin deme bana sen çağırmasan gelemezdim
Dünya girdap , halim harap
Senden görünür bana mehtap
Bir sensin hakikat bildiğim
Senden gayrısı hep Serap
Senin aşkınla artmaktadır yalnızlığım benim,
Bir dağ gibi çöker içime, sığınmaz hekim.
Ne dost anlar, ne de yol taşır bu derdi,
Gözyaşım konuşur, suskun kalır kelâm benim.
Aşkın bir ateş, gönlümde köz olur,
Hüznüm senden görülür
İçim özüm çözülür
Derdim senden bölünür
Sen yanımda oldukça
Cahil olsam okurum
Sergeni sorarsan kendi halında
Hüznü içinde, yükü omzunda
Bedeni meydanda ruhu darda
Yoluna düştü, kendinden firarda
Sergeni sorarsan aşkın çukurunda
Yaşlanıyorum sevdiğim
Baksana saçlarım siyah beyaz
Oysa ne kadarda küçüktük dün
Tüm telaşlardan uzak
Duruluyorum sevdiğim
Madde kayığından in
Mana denizine dal
Aranarak bulunmaz bu hal
Arıdan hiç incinir mi bal
Sevgiyle kal, sevgiyle kal..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!