ırgatların birde çavuşu var adı hasan emmi zayıf uzunca boylu sarı saçlı
kırmızı suratlı dişleri eksik avurtları çökük bir adamdı
hasan emminin üç kere uzunca çalan düdüğünün sesiyle irkildim sabah olmuş
fatma annemle kahvaltımızı yaptıktan sonra bir keserde benim elime verdiler
kalabalık çoluk çocuk hep birlikte tarlanın başına sırlandık asker gibi
hatice halam bana işi tarif ediyor bak şeref bu filizlere keseri vurma sadece otları
bir kaç günde işe alışmıştım suyumu getiriyor ırgatlara sıradan dağıtıyordum
kızlar su içerken gülüşüyorlardı hatta bazıları ben uzaktan gelirken
sucuuuuu sucuuu yandı bir ucu diyerek bana takılmaya bile başlamışlardı
buda benim bayağı hoşuma gidiyordu ama neziha ablam kızlara çok kızıyordu
bana takılıyorlar alay ediyorlar diye birde onları sert bir ifadeyle uyarıyordu
nede olsa dayısının oğluydum kimsenin benimle alay etmesine
balıkları yere bıraktım kaçmaya başladım oda elinde keseriyle
beni yakalamak için var gücüyle peşimden koşuyor geliyor
ve kaçınılmaz son yakalandım
bu nasıl bir öfkedir bu nasıl bir dayaktır
bir insan bu kadar acımasızca nasıl dövülür
çavuş selam verdi babama oo bayram efendi hoşgelmissin afiyet olsun sağolasın
hasan efendi sen nasılsın gel buyur çay içelim dedi sağolasın teşekkür ederim
ben bir çocuklara bakayımda sonra gelirim bayram abi dedi
babam birtaraftanda çavuşun elindeki balıkları görünce nerde yakaladın
balıkları hasan efendi haa ben yakalamadım onları şeref sulama kanalında
birkaç hafta sorunsuz çalıştım yine bir pazar günüydü aynı yere
boya sandığını bıraktım elimde papuçla etrafta dolaşıyorum
bir ayakkabı aldım boyamak için sandığı bıraktığım yere doğru yürüyorum
birde baktımki sandık yerinde yok birisi çalmış şok olmuştum çok üzüldüm
ağladım elimdeki ayakkabıyı sahibine geri götürdüm adam şaşırdı
ne oldu niye boyamadın dedi abi boya sandığını çalmışlar kusura bakma dedim
bizi ayakta karşıladılar abdullah bey hoş geldiniz sefalar getirdiniz
adam dayımın elindeki paketleri aldı şöyle buyur abi diye bize yol göstererek
iki kişilik bir odaya paketleri bıraktı peştemal havluda getirdi
ben soyundum peştemalı dayım belime doladı kendiside elbiselerini çıkartmaya başlarken
yeğenim sen az dışarda beni bekle derken benden birşey saklıyor
gibiydi merak ettim
başımı öne eğdim ses etmedim dayım aldı diyemedim
belki dayım kendisi söylemek ister diye düşündüm dayımda birşey söylemedi
çok ince ruhluydu dayım beni rencide etmek istememiş olabilir.
bir süre sonra dayım şeref bizim bahçe çok geniş ve güzel mesutuda al yanına bahçede
biraz dolaşın eylenin hem etrafı görürsün oynayın dedi
ben anladım tabi dayımla nenem özel konuşacaklardı
tamam yarın götürecem seni anana ama bana söz vereceksin
ne için onun yanına sık sık gidipte rahatsız edmeyeceksin tamammı
rahatsızlık ne kelime nene o benim anam
oğlum bir yuvası dağıldı siz perişan oldunuz ordada iki oğlu oldu
şimdi onlarda sizin gibi perişanmı olsun
yok nene istemem onlar bizim gibi olmasın
evet içimden ruhumdan konuşuyorum seninle anneciğim
kalbimden sessizce geçen derin duygularımın ve düşüncelerimin büyüsü
yengemin kapıdan içeri girmesiyle son buldu
mesuda süt hazırlamış uyandırdı içirdi banada sende istermisin diye sordu
teşekkür ettim sütü pek sevmezdim yengem bakkala ekmek almaya gidebilirmisin
şeref dedi hemen kalktım yerimden kıyafetlerimi giydim elimi yüzümü yıkadım
Nereden bakarsan bak elinde kalır
Hoşa gidecek bir yanın yok senin
Hep kendine yontuyorsun
Karnın doysa bile gözün aç senin
Nereden bakarsan bak elinde kalır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!