Serçeler ağlarsa ölür Şiiri - Serhat Gazi

Serhat Gazi
79

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Serçeler ağlarsa ölür

SERHAT GAZİ.
​Bazı acılar vardır, insan anlatamaz... Gökyüzü bile susar.
​Bir sevda düşün ki kavuşmak nasip olmamış,
İki yürek birbirini sevmiş de sarılamamış.
Aynı göğe bakıp aynı yıldızı dilemişler,
Ama kader, yollarını bir türlü birleştirmemiş.
​Biri geceleri adını fısıldamış,
Öteki duymuş da duymamış gibi susmuş.
İkisinin de içinde aynı yangın varmış,
Biri kül olmuş, diğeri dumanında boğulmuş.
​Ne garip şeymiş şu insanın yüreği,
Bir ömür taşırmış hiç yaşanmamış bir sevgiyi.
Hiç sahip olamadığı bir geleceği.
​Ben seni en çok da kavuşamadığımız yerde sevdim,
Herkesin unuttuğu yerde adını ezberledim.
Bir gün dönersin diye değil, belki dönmezsin diye,
Her gece içimden bin kere vedalaştım seninle.
​Bilmezsin, kaç gece sabaha yenik düştüm,
Kaç defa gülümserken kendi içime gömüldüm.
Birileri mutluluğu anlatırken yanımda,
Ben senin yokluğuna biraz daha büründüm.
​Şimdi hangi şarkı çalsa, içinde sen varsın,
Hangi yola baksam, sanki oradan geçeceksin.
Bir kapı açılsa, kalbim yerinden sıçrar,
Aklım gelmeyeceğini bilir de gönlüm seni bekler.
​Ah, bir bilsen ne zor şeymiş beklemek,
Gel demeye dili varmadan bir ömrü tüketmek.
İnsan bazen birini kaybetmez aslında,
Hiç sahip olamadığı bir geleceğe ağlar sessizce.
​Ben seninle yaşlanmayı düşlemiştim,
Saçlarıma ak düşerken elini tutmayı istemiştim.
Bir evin penceresinde yağmuru seyredip,
Dünyanın bütün yorgunluğunu gözlerinde dinlendirmeyi...
​Bir sabah kahvemizi soğutacak kadar konuşmayı,
Küçük şeylere gülüp büyük acılara birlikte dayanmayı,
Sen hastalandığında başucunda sabahlamayı,
Benden önce uyursan yüzüne bakıp şükretmeyi...
​Meğer insanın en büyük yası,
Hiç yaşayamadığı günlerin hatırasıymış.
Meğer bir kalbin en derin mezarlığı,
İçinde gömülü kalan hayalleriymiş.
​Şimdi söyle, nasıl anlatayım yokluğunu?
Hangi kelime taşır içimdeki bu uçurumu?
Sana kavuşamadım diye mi bu kadar yaralıyım,
Yoksa seni severken kendimden de mi ayrıldım?
​Belki bir gün karşılaşırız,
İki yabancı gibi geçeriz birbirimizin yanından.
Sen saçlarına düşen yılları taşırsın,
Ben içimde sakladığım o ilk aşkın yangınını...
​Bazı şiirler silinmezmiş takvimlerden,
Bazı insanlar hiç gitmezmiş yüreğinden.
Ve bazı yaralar kapanmazmış zamanla,
Sadece insan acısını saklamayı öğrenirmiş.
Gülmek, bazen ağlamanın başka bir yoluymuş;
Susmaksa söylenemeyen bütün sözlerin mezarı...
​Şimdi geceler benim, karanlık benim,
İçimde yarım kalmış bir ömürün sızısı benim.
Sen belki çoktan unuttun bu hikâyeyi,
Ben hâlâ her gece aynı yerde bekliyorum seni.
​Ama sakın sanma ki yalnız insanlar ağlar,
Bazen bir çiçek solar da bütün bahar yas tutar.
Bazen gökyüzü kararır, yıldızlar ışığını saklar,
Bazen küçücük bir kalp, koca bir dünyayı sırtlar.
​Ve ben en çok o küçücük kalplere yanarım,
Kimsenin görmediği gözyaşlarına inanırım.
Çünkü dünya, büyük acılara bile alışır da,
Bir masumun sessiz hüznünü kimse anlayamaz.
​Serçeler de sever... ama dilleri yoktur anlatmaya.
Bir dalın ucunda titrerler, korkularını saklamaya.
Bir damla yağmur düşse kanatlarına,
Uçarlar yine de gökyüzünün hatırına.
​Onlar da bekler belki bir sıcak eli,
Bir avuç buğdayı, bir yuvanın güvenli gölgesini.
Onlar da ürker fırtınadan, soğuktan, ayrılıktan,
Ama kimse duymaz küçücük yüreklerinin çığlığını.
​İnsan ağlarsa bir omuz bulur,
Bir dostun sözüyle yarasını unutur.
Peki ya küçücük bir serçe,
Kırılırsa kanadı, kime sığınır?
​Kim duyar göğsünde kopan fırtınayı,
Kim siler gözünden düşen o görünmez yaşı?
Kim anlar, bazen en güçlü görünenin bile
Bir tutam şefkate muhtaç olduğunu?
​İşte ben o serçeler gibiyim sevgilim,
Daldan uçuyorum, içimden düşüyorum.
Herkes beni yaşıyor sanıyor hâlâ,
Oysa ben her gece biraz daha eksiliyorum.
​Ve bir gün bu dünyada sesim duyulmazsa,
Bir gün gökyüzüne bakıp beni hatırlarsan,
Bir serçe konarsa pencerenin kenarına,
Ne olur, onu kovma... Belki içimde kalan son umuttur.
​Çünkü ben bu dünyada çok şey istemedim,
Bir yüreğe sığmayı istedim, bir ömre yetmeyi.
Ama olmadı... Kader bize başka yollar çizdi,
Ben seni sevdim; hayat bizi ayrı ayrı tüketti.
​Şimdi sana son bir sözüm var,
Ne sitemim kaldı ne de soracak hesabım.
Benim içimde bir kuş var, kanadı kırılmış,
Bir yanı hâlâ sen, bir yanı yarım kalmış hayatım.
​Eğer bir gün sevmekten yorulursan,
Eğer bir gün gözyaşlarını kimseye gösteremezsen,
Gökyüzüne bak... Belki anlarsın beni;
Bazı yürekler yaşarken bile vedalaşır dünyayla.
​Bir serçe düşün, küçücük kalbiyle koca göğe tutunan,
Bir dalda yuva kurup her fırtınada yeniden hayata sarılan.
Ne kadar üşüse de kanatlarını açan,
Ne kadar kırılsa da yine de uçmaya çalışan...
​Çünkü serçenin gücü kanadında değil, umudundadır.
Ama umut da bir gün susarsa, geriye ne kalır insandan?
​Benim umudum senin adında sustu,
Son duam dudaklarımda, son gözyaşım içime düştü.
Ve kimse bilmedi bu kalbin neye dayandığını...
​Çünkü bazı aşklar kavuşmayınca bitmez sevgilim;
Bir ömür insanın içinde ağlar.
Ve insan, o ağlayışı bir gün susturamazsa...
​SERÇELER AĞLARSA ÖLÜR.

Serhat Gazi
Kayıt Tarihi : 27.10.2026 14:40:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!