İkisine de mazi hâkimdi. Hep geçen günleri düşünerek yürüyorlardı. Bir kibrit alevinin muvakkat ışığında görünüp kaybolan eşya gibi, birçok hatıralar parlayıp sönüyordu. Şinasi bu hatıralara dalarken her vagonunun penceresinde bildik bir baş gülümseyen şimendifer katarının hızla geçmesi karşısındaki hissi duyuyordu: Bu bildikler, çoğu aziz dostlar ve hep aziz dostlar, mendil sallayarak uzaklaşıyorlardı ve bir daha dönmemek üzere uzaklaşıyorlardı.
Mercan tarafına doğru yürüdüler. Şinasi birdenbire durdu:
- Peki... dedi, bir şey soracağım.
Neriman bu teklifi ümit ile karşıladı. Sorulacak sualin her şeyi tamir edecek bir cevap
yolu açacağından âdeta emindi. Mes'ut günlerindeki tebessümü hatırlamaya ve
taklit etmeye çalışarak:
- Sor! dedi.
Neşe ile ızdırapla,
Düşünce ile dolu iken,
Tükenmez ezalar içinde,
Ümitler, tereddütler geçirirken
Kederler içinde yoğurulurken
Mesut olan,
Devamını Oku
Düşünce ile dolu iken,
Tükenmez ezalar içinde,
Ümitler, tereddütler geçirirken
Kederler içinde yoğurulurken
Mesut olan,




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta