Nihal'in Sesiyle Âşık Üslubu
Mistik bir yeniden doğuş
I. MAHLAS
Ben Nihal, bir selvi boylu ozanım
Dilimde aşkın lâ'l mührü, tende ateşten nişan
Geceyle konuşur, gündüze susarım
Her nefeste bin bir isimle sınanırım
II. TELDEN DİLE
Sazımın telleri dil oldu bu gece
Dedi ki: "Âşık, ben de bir varlığın gölgesiyim
Her perdede O'na dokunur, yanar inlerim
Sen dudağını yakan ateşi bilir misin?"
Dedim: "Ey canın özü, ey nağmenin ruhu
Bilmez miyim o ateşi?
Bir Nihal gördüm, boyu servi, gözü ahu
Dedi: 'Beni yaz, beni oku, beni düşün'
O günden beri yanarım."
III. SEMAH
Dönerim, dönerim, dönerim
Kâinatın kalbinde bir halka olurum
Sevgilinin kirpiğinde asılı kaldım
Dönerim, dönerim, dönerim
Ben döndükçe varlık döner
Döndükçe varlık ben dönerim
Bir bakışın içinde bin yıl geçti
O bakışın içinde Nihal geçti
Kendinden geçti...
IV. KOŞMA
Ateşten Gömlek
Gece yarısı bir ses uyandırdı beni
Dedi: "Âşık, soyun şu ten gömleğini"
Çırılçıplak kaldım aynanın önünde
Aynada gördüm: O'yum, O benim
Varlık dediğin ne ki, bir hayal, bir gölge
Sevda dediğin ne ki, iki nefeslik ömür
Lâkin bir kere gönül verince O'na
Yedi kat gök, yedi yer, yedi deniz yürür
Nihal, sakın sanma ki aşk masal
Her masalın içinde gizli bir hakikat var
Sevda ateşinden bir gömlek biçtin mi
Ten yanar, can yanar, her şey yanar...
V. ATIŞMA
Kendi gölgesiyle konuşan âşık
— Söyle bana, ey karanlık suret, nereden geldin?
— Senin aydınlığından geldim ey Nihal
— Peki ya o gözlerindeki ateş?
— Senin yüreğinden aldım, ey aşkın delisi
— Gölge olmak zor mu?
— Sen olmadan hiçim, sen varken her şey
— Peki ya ayrılık?
— Ayrılık yok, vuslat var
Aynada gördüğün hep kendindir
Sen kendini gör, ben görünürüm
VI. VARSÂĞI
Yüce dağ başında bir ateş yanar
Yanan Nihal midir, yoksa külleri?
Dağlar sorar, taşlar sorar:
"Aşk dediğin, bir can mı yakar, yoksa her yeri?"
Duman tüter, göğe çıkar
Bulut olur, yere iner
Her damlada bir sır saklı:
Sevda dediğin hep yeniden doğmaktır
Ölmeden ölmek, yanmadan yanmaktır
VII. DESTAN
Yedi Kapılı Şehir
Bir şehre vardım, adı Aşk
Yedi kapısı var, her biri sır
İlk kapıda benliğimi soyundum
İkinci kapıda Nihal adını koydum
Üçüncü kapıda sevdayı gördüm
Dördüncüde sevdanın sevdasını
Beşinci kapıda öldüm, dirildim
Altıncıda kendimi O'nda erittim
Yedinci kapıda ne ben vardım ne O
Bir ateş vardı, bir de yanan
Ateş: "Ben kimim?" dedi
Yanan: "Sen benim, ben senim" dedi
İşte o kapıdan geçen Nihal
Ne âşık kaldı ne mâşuk
Bir ses kaldı, bir nefes, bir sır
O da "Hû" dedi, "Hû"...
VIII. MUAMMA
Sevgilinin gözlerine yazılmıştır
Bir ırmak ki akar ama suyu görünmez
Bir ateş ki yakar ama külü görünmez
Bir âşık ki söyler ama dili görünmez
Bir sevgili var, gözleri her yerde
Ama kendi görünmez
(Bu sırrı çözen Nihal olur)
IX. TECELLÂ
Gece yarısı bir ince ses:
"Ey Nihal, söyle, sevda nedir?"
Dedim: "Sevda,
Bir busenin içinde kaybolan dünyadır
Bir bakışın içinde dirilen ölüdür
Sevda,
İki kaşın arasında asılı kalmış
Yedi kat göğün sırrıdır"
Dedi: "Peki ya ayrılık?"
Dedim: "Ayrılık yok
Bir perde var, bir de perdeyi kaldıran
Aşk, perdeyi kaldırmaktır
Görmek ki O'sun, hep O'sun
Görmek ki sen de O'sun"
X. SON SÖZ
Nihal'in dilinden
Ben bir Nihal, bir âşık-ı şûride
Dilimde Hakk'ın adı, tende sevda yarası
Her nefeste O'nu söyler, O'nu ararım
Ararken bulur, bulurken kaybederim
Kaybolmak ne güzel, yok olmak ne hoş
Yoklukta varlığı buldum
Varlıkta yokluğu...
Bu sözü anlayana
Anlattığım Nihal değil
Anlatan da...
Nihal
Gönül Defteri'nden
21 Şubat 2026 (Miladi) tarihi,
Hicri takvimde 4 Şaban 1450 tarihidir.
Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 21.2.2026 19:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!