Sendin,
Yağmur ertesiydi.
Bulutlardan çıkmış gibiydin.
Öyle diri, öyle belirgin…
Özünden gelen renklerle,
Sırılsıklam bir yalnızlıktan soyunmuş,
Bir rengi vardı güneşin.
Solabileceğini söyledim,
Solmayacağını anladım.
O gidiş, dönmeyişti.
Gelebileceğini söyledi,
Sevgiyi, dostluğu bitiren sözler,
Ne kadar anlamlı ne kadar değil?
Bir yârin ardından bakan o gözler,
Ne kadar anlamlıne kadar değil?
Bir anda çizilen kırmızı çizgi,
İçleri dolu, güngörmüş, kızarmış
Başakları ayalıyor gibi ellerin.
İstemsiz süzülüyor boşlukta.
Aydınlığı yaşatırken, çağırırsın karanlığı.
Mutluluğu hapsetmiş alacalı günlerin.
Şimdi, kalkmış gidiyorsun.
Neydi o gözlerinden akan parıltı?
Cenneti çok mu uzak saymıştık?
Aşk…
Gülmez,
Anlaşılmaz da,
Taşınmaz deme,
Hazan gelir güzel gözlüm, çiçekler,
Özlemle, bizli bir bahara susar.
Senin endamından doğan gerçekler,
Bende sevda kokan bir öykü yazar.
…
Engin vadilerde sen, ben el ele,
Kürek çekiyor sularında nilüferlerin, batmamacasına.
Yaprak yaprak dökülen gökyüzünden rahmet tanelerinin,
Âlemin renk cümbüşüne kandığı diri mevsimlerden,
Sevda yağıyor bağrımızda.
Aşk yakıyor,
Hasret tütüyor.
Yürüyen bir yalnızlığım şimdi,
Geçer giderim.
Pas tutmuş zamanlarda direnen bir inanç.
Keyfi kaçmış bakışlara karşı,
Mavi bir akış…
Geçer giderim.
Sanma öyle sığ geçer, en ağır imtihandır,
Benlik dairesinden ne Hanyalar Konyalar.
Hayat, güce adanmış, sanki uçsuz zamandır,
Ölürken bir an olur, o tükenmez dünyalar.
…
Ömür; uçan kelebek, zaman; engin bir boşluk…
Önce bahar uyanışı,
Kayalarda coşkun seller.
Bir sevdanın haykırışı,
Kalpten kenetlenen eller.
Birlikte geçen zamanlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!