İki mavi arasında ince, keskin çizgide,
Direnen bir sevdadır yaşamak.
Guruba karşı içilen çay;
Bir kâinat ikramıdır.
Tutkunun gölgesi ruha düştüğünde,
Koşan adımlarıyla utku inancının,
Yabana atılmış bir buket değil,
Güller arasında bir top yasemen.
Başlar ki yüce dağ.
Başlar heybetli.
Gölgelerde çift kumrular beslenir.
Havada mistik bir rayiha savrulur.
Failimsin, anlaşılmaz sevgili.
Anlaşılmaz başımdaki sevdalar,
Sensiz bu bedende, bu can taşınmaz.
Taşınmaz mekânlar, insanlar, çağlar.
Failimsin, anlaşılmaz sevgili.
…
Dünya arşa ulaşmış, yaşanmıyor son demi.
İnsanlık, bu âlemin hor görülmüş sersemi.
Alsa da gönlümüzü tabiatın görkemi,
Hayat harap, hayat bitap, hayat batan bir gemi...
Hem hakkın ayak sesi,
Hem isyan arzusudur.
Hem ovalarda bahar,
Hem yayla kuzusudur.
Kâh bülbül teranesi,
Kâh güller uykusudur.
Cebinden çıkardı, sardı ve uzattı.
Anlaşılmaz boşlukta,
Çekti bir dumanlı acı.
O hissiz sarhoşlukta.
Gözleri kan çanağı,
Mezbelede ötmez bülbül, gülzarı bulur neylersen.
Kaçbin bahar gelir geçer, El Baki ebedi güzel.
Yanıyor, genişliyor o ateşi; inancın.
Yüreğimizde umut,
Kanatlanma arzusu.
...
Akşam çökerken, şehir;
Donuyor, kararıyor, gark oluyor dumanla.
Yeteneksiz ellerime,
Zor bir resim vermişler.
Haylaz bir gelincik var oysa içimde,
Birazdan dökülüverecek.
Yerini bulmayacak belki,
Daha güzel olacak.
Nerden geldi, kondu dalıma,
Bu sensizlik?
Ey aşk, yüzün mavi görünüyor.
Kaçırdım ipini uçurtmanın.
Asılır bulutlara kalır mı yeniden?
Takılır mı rüzgârına sarı saçlarının?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!