Göklere sorarsan, şehirler sabıkalı,
Beton duvarlar arasında.
Kuşlar mahpus, insanlar kadar,
Söküyor dişlerini yaşam alanlarının.
Her temel bir kerpeten…
İnsan yığınları arasında kangren günbegün,
Hangi hüznün huzmesidir saçların?
Şimşektir, bir anda cereyan eder,
Sağanak yağmur, daha bir lirizm içinde...
Gerçekçi yaklaşım,
Gelecek beklentisi,
Normal kan basıncı,
Milletin içinde, millete rakip
Olanlar kaybetti, sen kazanırken.
Arkadan vururken dost gibi bakıp,
Gülenler kaybetti, sen kazanırken.
Hakkı, adaleti güya görerek,
Sustum, yaprak yaprak yeşeriyorken mevsim.
Geçtim, isim isim düşüyorken insanlık.
Şaştım, yalnızlığına dağların.
Bakındım, uçsuzluğuna yolların.
Her yanımda yangın var,
Her yanımda hırçınlık…
Sen ki o alımlı çiçek hâlinle,
Kalplerde titreyen iman gibisin.
Gülen gözlerinle, tatlı dilinle,
Saltanat sürdüren sultan gibisin.
Yüklüdür bulutlar, İki can taşır.
Yağmur gönüllü sultanım,
Vuslat kilidini göm toprağıma.
Kanı çekilmiş damarlarımda, canlar barınsın.
Yaslan dağlarıma,
Bahar ufuklarıma,
Bir fasıla rüzgâr ılık eser,
Dağılır omuzlarına saçların,
Bir düşünce dokunur kalbe…
Rüyasına gömülürüz güzel zamanların.
Bir fasıla rüzgâr ılık eser,
Bir andır durur hayat,
Yorgun bir düş rengi zaman.
Öyle edilgen, öyle geçici, öyle amansız…
Sonbahar rüzgârında titreyen son yaprak kadar amade…
Her gün uyanır gibi…
Sönecek tüten ocak,
Kül olacak dal parçası.
Bir yalnızlığımızın koluna girdiğimiz gecelerde,
Sabahlar bulurdu bizi,
Kendimizi bulmadan.
Kazandığımız zerre mekân yokken,
Kaybettiğimiz zamanlar.
Gömülmüş sessizliğine, perişan bir düşün.
Beni gece gündüz yaralayışından,
Bir anlam mı çıkarmam gerekiyor?
Tut kolundan yalnızlığımı,
İyice sok içine,
Çıkarıp kıyafetlerini.
Ve giydir yeniden, kendinle beni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!