Şarköyde Bir Kaset Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
884

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Şarköyde Bir Kaset

şarköy’de sonbahardı.
kahveci sandalyeleri topluyordu.
denize yakın olanı biraz daha bıraktı benim için.
çayımı getirdi, karşıma oturmadı.
bazı insanlar teselliyi yerinde bıraktıkları
bir sandalyeyle bilir.

cebimde senin sevdiğin kaset.
üstünde el yazın,
bir köşesinde çay lekesi.
adını silmeye kalksam şarkının adı da gidecekti. bıraktım.
insan bazen bir eşyayı ne saklayabilir ne atabilir.

kalem sokup geri sardım.
senin güldüğün yere gelince şarkıdan önce sandalyenin gıcırtısı duyuldu.
unutmuşum,
o kayıtta sen vardın,
bir de sana doğru yerinden kalkan ben.

bağlardan traktörler dönüyordu.
kasaların altından yola üzüm suyu damlamıştı.
bir adam eğilip ezilmemiş bir salkımı aldı.
ben de nice yıl bizden kalanlara böyle eğildim. çürüğünü ayırmaya elim varmadı.

seninle buradan bir akşam ekmek almıştık.
ucunu koparıp yemiştin.
sonra benim payımı da avucuma bırakmıştın.
bunca yıldır o sokağa tek başıma girerim.
ekmeği alırken bir şey sormuşlar gibi
başımı yana çeviririm.

unutsana, dediler.
dediler de ardından çaylarına şeker attılar.
benim ömrüme verdikleri akıl
kendi bardaklarında eriyene kadar sürdü.
ben de kendimi az bulunur bir aşık sandım.
bekledim diye haklı,
ağladım diye temiz.
senin sustuğun her yere kendimden bir cevap koydum.
sonra da yıllarca o cevaplara kırıldım.

ey gönül, bir kere de doğru söyle.
onu mu özledin,
onun yanında kendine benzediğin günleri mi?

seni de her akşam aynı yaşında tuttum.
benim saçım ağardı,
sen o kapıdan genç çıktın durdun.
belki yoruldun,
belki bir sabah hiçbir şey olmamış gibi güldün.
ben bunları düşünmedim.
yas tutarken bile,
hayatında söz sahibi olmak istemişim.

akşam meyhaneye indim.
masanın bir ayağı kısaydı,
altına hesap kağıdı sıkıştırmışlar.
dirseğimi koyunca kadeh yine sallandı.
garson eğildi, bir kağıt daha katladı.
o gece benimle en çok o uğraştı.

bir ara karşımdaki boşluğa senin söyleyeceğin
bir sözü söyledim.
sonra kendim güldüm.
garson başını çevirdi.
utanmadım.
insan ömrünün bu yaşında
kiminle güldüğünü de
açıklamak zorunda kalmasın.

eve dönünce kaseti yeniden taktım.
sesin bir hecede takıldı.
cihazı durdurdum, kapağını açtım.
incecik bant parmaklarımın arasından sarktı.

ne çok yer kaplıyormuş birkaç dakikalık ses.
masayı boşalttım.
yine de bir ucunu dizimin üstüne almak gerekti.

sen gideli ustam öldü.
işten çıktım.
onca yılın hatırasını bir poşete koydum,
hiç yaşanmamış gibi.
sana anlatmak için telefonu elime aldım.
numaranı çevirmedim.
o gün yokluğunu bir daha öğrendim.

sonra günler geçti.
kirayı yatırdım,
bir dişimi çektirdim,
yağmurdan önce çamaşırları topladım.
senin hiç bilmediğin bir ömrüm oldu.
arada güzel bir şey de oldu mu anlatmaya
senden başladım.

geçen sonbahar da şarköy’de kaldım.
kahveyi bir çocuk işletiyordu.
çayı önüme koydu,
karşımdaki bardağı kaldırırken
birini mi bekliyorsun? dedi.

yok, dedim.
bu defa ardından kapıya bakmadım.
hava erken karardı.
çocuk sandalyeleri topluyordu.
ben de kalktım,
yanımdakini masanın altına sürdüm.

seni unutmuş değildim.
çocuk kapatacaktı,
işi uzamasın istedim.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 17.10.2026 12:49:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!