Utancını Bana Ver Şiiri - Ali Fırat Dicle

Ali Fırat Dicle
198

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Utancını Bana Ver


UTANCINI BANA VER

Utancını bana ver…
Kırılmış aynaların önünde
Tek başına taşıma onu.
Gecenin en kuytu yerinde titreyen
Bir sokak lambası gibi
Ellerimi uzatırım karanlığına.

Sen yeter ki sus.
Bu hayat benim…
Tek tek ezberledim yaralarını
Paslı bir kapının gıcırtısı
İçimdeki dünya.
Kül rengi gökyüzüne karşı
Son sigarasını içen
Adamın yalnızlığı.

Bir mum yak bu gece.
Küçücük bir alev olsun sadece,
Titrerken bile vazgeçmesin karanlıktan.
Belki o ışık tren garında
Unutulmuş bavulların arasından,
Eski bir mektubun sararmış köşesine düşer de
Beni sana yeniden hatırlatır.

Sonra yıldızlara uzun uzun bak…
Bir yıldız ansızın kayarsa bil ki
İçimde susturamadığım
Bir cümle düşmüştür geceye.
Ay, o eski yaralı yüzüyle
Aramızdaki mesafeyi sessizce ölçerken

Gel…
Şarabımızı içelim.
Kadehlerde yıllanmış bir hüznün
Kırmızı gölgesi dolaşsın masamızda
Birkaç zeytin, biraz suskunluk,
Bir de gözlerine dokunmaya cesaret edemeyen
Ellerim olsun.

Uzak bir gramofondan
Çatallı bir şarkı yükselsin,
Eski bir filmin son sahnesi gibi ağır,
Siyah beyaz ve yağmurlu.
İçinde deniz kokusu olsun,
Gece vapurları,
Sokak kedileri,
Geç kalınmış aşklar
Yarım kalmış cümleler…
Şarkı döndükçe dünya yavaşlasın,
Biz birbirimize son kez bakabilelim diye.

Gel, bu veda usulca olsun…
Bağırmadan,
İncitmeden,
Maziye gölge düşürmeden.
Gönül kapımı vurup gitmek gibi değil,
Ruhumda aynı anda yankılanan,
Yapayalnız bir sükut olsun.

Giderken ardında sandal ağacı kokusu,
Yarım bir kahkaha
Masada dudak izin kalacak.
Ben ise gecenin kıyısında oturup
Sabaha kadar sönen muma bakacağım.

17.05.2024

Ali Fırat Dicle
Kayıt Tarihi : 22.05.2026 16:30:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!