Gözlerinde Kaybolduğum (cane)

Veysel Sari
284

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Gözlerinde Kaybolduğum (cane)

Gözleri vardı; karanlığın en derin, en zifiri tonu bile o gözlerin yanında aydınlık kalırdı.
Bakışlarında ömrün tüm çilelerinin silinmez izleri, bitmek bilmeyen hasretlerin o en acı sonu saklıydı.
Yalnızlığın o buz gibi, o kimsesiz koynunda, yıllarca benden ve hayattan uzakta kalmıştı.
Ne zaman yüzüne baksam, acının, öfkenin ve korkunun keskin gölgesini görürdüm o kara gözlerinde.
Merak ederdim hep; gecenin o dipsiz, o korkunç kuyusundan mı çalmıştı bu simsiyah karayı? Bilmiyordum ama o bakışlar beni benden almaya, ruhumu yerinden sökmeye yetiyordu.

Oysa onun güzelliği, ruhumun en derin yaralarına kök salan, oradan beslenen körpe bir fidan gibiydi.
Zamanla büyüdü, bütün benliğimi sardı.
Beni deli divane eden, aklımı başımdan alıp yollara, çöllere salan amansız bir rüzgâr misali esti hayatımda. Derdime dert katan, içimi every an çaresizce acıtan bir yanı vardı.
Dillere destan olan o muazzam güzelliği, yavaş yavaş beni bitiren ecelim oluyordu.

Bazen öyle bir bakardı ki, o bakışlar sanki bir alev topuna dönüşürdü.
Beni oracıkta yakıp kül edecekmiş gibi gelirdi; ona bakmaya korktuğum, gözlerimi kaçırıp kendime sığındığım anlar oluyordu.
Sanki gizli bir el tarafından ölüm fermanımız çoktan imzalanmış da, kendi sevdamızın katili olacakmışız gibi bir uğursuz his çökerdi içime.
İçimden hep ona yalvarırdım: Yapma, etme bunu bize... Yıkma ellerinle, tırnaklarımızla kurduğumuz bu güzel hayalleri, ikimizi de yakacaksın, derdim.

Her geçen gün içim daha da büyük bir isyanla doluyordu, ne yapsam, ne etsem kalbimi zapt edemiyordum.
Ve sonra, en çok korktuğum, gecelerce uykumu bölen o kabus başıma gelirdi; hiç arkana bakmadan, beni bir enkaz gibi bırakıp giderdin.
Sen her gidişinde, ben ardında bıraktığın o ağır yıkıntıyla, o sessizlikle kalakalırdım.
Gözyaşlarımla mürekkebe sarılır, arkandan şiirler yazıp dururdum.
Sana olan o çaresiz sevdamı dağlara, taşlara haykırırdım da, senin yüzüne karşı hep içten içe suskun kalırdım.

Gitme, sensiz yaşayamam, ölürüm diyordum hep içimden. Ama yine de gidiyordun.
Dudaklarım birbirine kenetleniyor, tek bir kelime bile edemiyordum; susuyordu dudaklarım, hiçbir sebep yokken, kaderin bir oyunu gibi.
Acıyla, kahırla dolmuş, paramparça olmuş yaralı yüreğime senin o ağır sevdandan başka bir sargı basmadan, her defasında yeniden yollara düşüyordum. Seni bulmaya çalışıyordum ama kaybolmuştu her yanım, pusulamı yitirmiştim.

İşte sensiz geçen o koca, o anlamsız ömür, mutsuz bir sonla nihayete eriyor şimdi.
Gözyaşlarım dışarıya akıp teselli bulmuyor; doğrudan kendi yüreğime sızıyor, orayı ıslatıyor.
Hasretin büyüdükçe büyüyor içimde, öyle derin, öyle taşınmaz bir yer ediniyor ki göğsüm daralıyor.
Gökyüzü bile bu çaresiz halime dayanamayıp bana bakarak ağlıyor sanki; yağan yağmur taneleri gözlerimde sele dönüşüyor.
Sonra sert bir rüzgâr esintisi kopuyor en kuytu uçurumlardan, beni diyardan diyara savuruyor... Üşüyorum, iliklerime kadar üşüyorum.

Özlemin her saniye nefesimi kesiyor, her an senin yaktığın o ateşle yanıp kül oluyorum.
Kendi içimde, kendi labirentlerimde büsbütün kayboluyorum; eriyen bir mum gibi, silinen bir gölge gibi tükeniyorum yavaş yavaş.
Ve artık yolun sonu göründüğünde, o son nefesimde dudaklarımdan dökülen, beni hayatta tutan tek bir feryat kalıyor geriye... İçimde çığ gibi büyüyen, Cane...

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 27.09.2024 15:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


aşk hikayesi

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!