Dur dinle dedim sana, sözümü dinlemedin,
Niçin dinlemedin ki, dinleseydin anlardın,
Gerçi sen o zamanlar, daha toydun çocuktun,
Uçmasını bilmeyen, minik bir serçe gibi.
Şimdi kalbim bomboştur,kafam karma karışık,
Nasıl bir geceydi, anlatsam dünü,
Ay-aydın parlıyor, yıldızlar dansta,
Topraktan fışkıran, sevgiler raksta,
Günah teris olmuş, sevap günüydü,
Dağlar bir başkaydı, dikti başları,
Şarkıyı duydum da, girdim içeri,
Dikkatimi çekti, gülen gözleri.
Dinledikçe şarkı mest etti beni,
Ne güzel şarkı bu, çal bir daha çal.
Aşkımızı hece hece anlatan,
Gençlik yıllarımı, maziye kattım,
Her gün senin için ağıtlar yaktım,
Bazen isyan ettim, feleğe çattım,
Aşkıyla yandığım, o güzel sensin.
Seni seviyorum, diye yazarken,
O ki, gurbet ellerde, memleketine hasret,
Doğup büyüdüğü yer, kokup dursa burnunda,
Elinden bir şey gelmez, yoksulluktan ibaret,
Bazen koklamak için, bir taş saklar koynunda.
O taş doğduğu yerden, kendi memleketinden,
Kendini aydın sanan, zamanın cahilleri,
Bir araya toplanır, üretir fikirleri,
Ülkeyi baştan başa, bölmektir gayeleri,
Olmaz olsun böyle aydınlar,
Ey aydınım diye geçinen kalemin sahipleri,
Gözlerimde tüter, eski günlerim,
Bilsen aşkım, seni nasıl özledim,
Sol yanımda sevdan, çağlar gözlerim,
Her gün hayaline, daldığım sensin.
Günlük defterimi, inceleyince,
Hiç ayrılık gelir miydi aklıma,
Gidişinle bir kor, düştü bağrıma,
Sanki yıkılıyor, dünya başıma,
Hasretini çeke, çeke yoruldum.
Saçlarıma aklar, düştü günbegün,
Ruhumda bitmeyen, bir sevgin vardı
İlkbaharda güller, açarcasına,
Kalbim sade senin için atardı,
Göğsümde bir volkan, patlarcasına.
Bazan dağ başında, bir bulut gibi,
Sanma ayrılınca,bizim aşk bitti,
İçerim kavruldu, göğsüm of çekti,
Sensiz hayat bana, çok acı verdi,
Ayrılık ölümden betermiş aşkım.
Yürek yangın yeri, hep seni arar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!