Gün karanlığa karışıp gece olanda
Ay dağları aşıp göğe çıkanda
Sessiz selamların bana varanda
Bu doğum günümü sensiz kutladım
Saatler 12'ye kılıç çekende
Ne elini öpecek babam kaldı
Ne dizine baş koyacak anam
Hatıralardan başka elde ne kaldı?
Söyle gardaşım bu nasıl bayram?
Üstüne yitirdim gardaşı bacıyı
Yokluğun koca bir çığ gibi
Üzerime üzerime düşüyor
Canım acıyor yâr, canım acıyor
Ellerin yokken ellerimde
Laleler boyun büküyor
Çok şey vaat edemem sana
Bir kalbim var
İçinde sonsuz sevgi
Sevmesini bilirsen
Baki dostluk, dost kalabilirsen
Biraz dert, biraz keder
Arada dikenler batar ayaklarına
Bazen hüzünler çöker garip gönlüne
Hepsinin vardır elbet mutlak sebebi
Fedakarlık ister cennetin yolu
Belki ömrünce günah işledin
Mevzu evlat olunca akan sular durur
Okyanuslar buz keser pınarlar kurur
Bin yıl geçse de ilk gün ateşin sinemi vurur
Dillerim sustu ama yüreğim susmuyor oğul
Yiyip içsem de doyuyor sanma
Fikrime düştün birden dün gece
Ayan beyan gördüm, hayal düşümde
Tutsam ellerinden, baksam yüzüne
Olurdum bahtiyar, girsem gönlüne
Sen doğuyor gecelerime ay yerine
Yeminler edip de sözler verirdin
Sen çağır ölsem de gelirim derdin
Ay oldu, yıl oldu, feryat eyledim
Yalvardım, yakardım, yine gelmedin
Sensiz kaç geceyi sabah eyledim
Gidiyorum
Ne suretim kalsın akıllarda,
Ne sesim dolansın kulaklarda.
Çocuklar oynasın arkamdan,
Pembe karların yağdığı sokaklarda.
Çamura bulanmış kaldırımlardan
Ha ayrılık, ha ölüm, farkı yok, ikisi de hüzün, ikisi de hasret
Arasında ince bir çizgi, ikisi de ateş, ikisi de kasvet
Selamsız varlık mı, hesapsız yokluk muydu asıl afet?
Rüyalara yeter mi, dünyalara sığmıyorsa nedamet?
En ağır acılarıma gözyaşları olur mu kefalet?
Tutsan yanarsın, bıraksan kaybeder, ne zor şeydir mesuliyet.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!