Bir bahar sabahı hayata merhaba diyen edebiyata gönül vermiş biri.
Aylardan ağustos, içimden zemheri geçiyor,
Güneş eritiyor asfaltı, ruhum buz kesiyor.
Bozkırın gündüzü harlı olur,
Ayaz geceler bana göçüyor...
Mevsimler yaz diyor, ruhum kışı seçiyor,
Sarılar beyaza, beyazlar siyaha geçiyor.
Saf bir beyazla girer kalbe,
Kâh suda yeşil,
Kâh bulutta mavi...
Uzun bir gecede,
Kan kırmızısı bir gelincik tarlası;
Kasımda krizantem bahçesi
Küçüktü dünyam
Büyüktü hayallerim
Bir gün piyano çalmayı düşledim
Bir gün okula kayarak gitmeyi
Gecekondunun taş odasında
Küçüktü dünyam
Yıllardır acıttın kalbimi
Hep düşlemiştim sensiz o anı
Mutlu muyum
Kızgın mı
Yoksa hiçlik mi
Yok olması için
Badem ağaçlı şiirinle
tanıştırmadan beni,
Badem çiçeklerinin mevsimiydi tanışıklığımız.
Yaramaz bir rüzgâr uçurmuştu saçlarımı.
Güneş daha parlaktı.
Yeşil maviden, mavi beyazdan umutluydu.
Kara lastiğin kanatlarında
Arşınlardık tozlu yollarımızı
Koyun kokusu, gübre kokusuna karışır
Kirli yünleri yıkamak için yarışır,
Mırık kokan çeşmelerde oynaşırdık
Minik kardeşim için
Bir yıldız kaydı
Sokakta bir şarkı yankılandı
Uzaklarda bir çocuk ağladı
Gündüz geceye
Ses sessizliğe aralandı
Kor yataklar hayale havalandı
Sıcaklıktır yuva.
Açılınca kapı,
dünden kalan yemeğin kokusudur.
Dağılmış yataktır,
ters duran terliktir.
Boş bir su bardağıdır,
Yürek kararınca, vicdan lal olur,
Ateşin harına HU!
Soğuk su ile yunup dünyadan göçen
Erenlerin ruhuna HU!
Aşkın ile hemhal olan,
Gönül kazanmaya ömrü adayan,
Her halim var benim;
Gülen, kızan,
konuşan, seven...
Sevilmeyi bekleyen,
kırıldı mı gizleyen,
biraz da övülmek isteyen...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!