YOKLUĞUN AYAZI:
Güneş doğar ama ısıtmaz bizi,
Dertler sarmış yine her bir yanımızı,
Sofrada ekmeksiz koyduk genzimizi,
Gerçeği derinden, sezmeye başladım.
Muhammed Ali’den aldık bu yolu
Hatice, Fatma’dır irfanın gölü
Hasan’ın, Hüseyin’in dertli bülbülü
Cefalı canımı yoldan ayırma.
YOL HALİ (Gidiyorum Ben)
Vefasız dünyaya kalsın dertleri,
Kendi mahşerime gidiyorum ben.
Bıraktım geride sahte mertleri,
Özümün sırrına gidiyorum ben.
Yol Hikayesi
Bizimki gerçek bir yol hediyesi
Ruhun gönüle teslim himayesi.
Çocuklukla başlar ebediye gider,
İkrarın meydanda sır hikayesi
Gönül terazini doğruca kur da
Ne noksan eyle ne haddi aş burda
Zahiri bırakıp batında dur da
Sana diyorum ki yol olur yol
Sevabı çok sayıp kibir kuşanma
Talanla kurulan saraylar çöker,
Zalimin zulmüne dar gelir dünya.
Mazlumun ahı ki belleri büker,
Eğriye her taraf dar gelir dünya.
Dede olmayana postu serdiniz,
Evvel başta dedik; "Ya Allah, Ali"
Muhammed yolunun biziz vebali
Sönmez bu ocağın kutsal cemali
Yeter yezit yeter yoluma çıkma
Yeter yezit yeter yolumu yıkma
"YOLUN SADAKATİ"
Zulmün sarayını yıkar bu feryat,
Zalimden alınır mutlaka murat.
Hakikat yolunda en ince sırat,
Eğilmez bir baştır, serdir bu meydan.
Yolun Sırrı:
Evvel ikrar verip yola düşeriz
Mürşit nefesiyle pişer taşarız
Aşkın deryasını yarıp yaşarız
Hakkın deryasına dalabilirsek
Yolun Yolcusuna
Bu sözüm sanadır dinle ey yolcu
Kendini âlimden sayma ha sakın
Huzur-u Erkan’da durduğun o an
Fermanı yazılır düşkün olanın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!