Unuttuk bazen adını anmayı,
Gün koştururken kaybolduk içimizde.
Kalbimiz yoruldu dünya hesabıyla,
Bir sen kaldın susunca derdimizde.
Kalabalık olduk ama eksildik,
Gidip de dönenlerin ayak izinde kibir gizli,
Sanırlar ki bu gönül, her gidişin ardından nöbetçi.
Kendi eğri çarkını döndürmek için bu handa,
Masuma leke çalar, dili zehirli bir şerbetçi.
Önce sebepsiz bir firar, sonra sığınacak liman arayışı,
Her erin bahtına bir dilber düşer derler,
Ben er isem, sen de dilbersin ey serv-i ser-mest.
Ne ben olabildim senin yâr-i vefâdârın,
Ne sen oldun bana bir cân u heves best.
"Allah'ın hakkı üçtür." dediler bir dem,
Gün gelir...
Felek öyle bir imtihan kurar ki
kul, kendi gölgesine yabancı olur.
Haram sofraları şenlenir de
helâl lokma boynunu büker.
İnsan dediğin;
Beni onlar anlayacak sandım, oysa kör bir kuyuda,
Yalnızca senin duyman için sustum, bekledim boyu.
Sen baktın öylece, gözlerin yabancı bir uykuda,
Göremedin sessizliğimin altındaki o buzdan orduyu.
Aklımdan çıkmıyorsun dedim, ötesi zaten hüsran,
Tevâfukla rast geldim ben o yâre,
Diler idim bir şûle sunsun nâre.
Tutup da nûrunu gönlümde saklardım,
Keşke doğsa bir Leyla'lık, ışık yâre.
Beni kimse anlamaz, ben de anlatmam zaten,
Sükût eder dilim, feryâdı gizler bir detten.
Şayet bir gün uzak düşsem, bil ki sevdam bitmedi,
O tahtta hâlâ sen varsın, gönlüm devrilmedi.
Ümid ü nur kalmadı çeşm-i nâzında,
Ben hâlâ beklerim aşkın niyâzında.
Harâret yok, ateş sönmüş elinde,
Ben yanarım, aşkın bâkîdir gönlümde.
Bu dil mucize ister ey kar-tânem,
Ey yâr-i şinâs, ey beni sevmeyen,
Ey uğruna her cefâya razı olduğum sen!
Sen değil miydin beni iten bir hevesle,
Gerçek aşkı göremeyip gönlüne perde çeken?
Hiç tattın mı aşkın hakîkî lezzetini?
Gece artık üstüme inmez; içime süzülür,
Her nefeste biraz daha koyulaşır karanlık;
Adını anmaya çekinir oldum,
Zira her hecede yeniden dağılır varlığım.
Bir vakit içimde kıvılcımlanan o hararet,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!