Bana soruyorsun ya, "Nasıl oralar?" diye...
Güneş yine hep aynı saatte doğuyor sabahları.
Şehir, o bildik uyku sersemliğini
Atamıyor bir türlü üstünden.
Duraklar eskisi gibi yine dolu,
Otobüslerde aynı aceleci telaş.
Güneş, akşamı bekliyor doğar doğmaz,
Batıp da evine gitmek için.
İnsanlarda da tekrar eve dönme arzusu var ,
Ayda ise yeniden doğmanın heyecanı var şimdiden.
Sanki Ay ile Güneş küsmüş birbirine;
Hiç yan yana görmedim onları,
Sen gittin gideli...
Bana soruyorsun ya, "Nasılsın?" diye...
Sen gittin gideli bu şehrin kalabalığı,
Üstümden geçiyor defalarca.
Eziliyorum ben sensiz bu şehirde her gün,
Şehri kokluyorum her köşe bucak,
Senin o kokunu arıyorum.
Durak durak, cadde cadde, sokak sokak...
Bu gürültünün, bu kargaşanın ortasında,
İçimi ısıtan o kahkahanı arıyorum.
Duyamıyorum....
Bir otobüsten inip diğerine biniyorum;
Seni arıyorum bu şehirde ben deliler gibi,
Neredesin?..
Ben de bekliyorum Güneş gibi, Ay gibi akşamı,
Eve dönmek istiyorum bir an önce.
Belki kokun gizlenmiştir evin bir köşesine,
Koklarım birazcık, özlemim diner diye...
Sormuyorum artık senin nasıl olduğunu,
Ben rüyalarımın penceresinden görüyorum seni.
Seyrediyorum o nurdan yapılmış sarayını;
İnciler, zümrütler döşemişler tahtını,
Bal akan nehirlerde yüzüyorsun.
Sesin geliyor ,kokun geliyor buralara,
Cennet mi orası , söyle bana,
İşte bu yüzden erkenden dönmek istiyorum eve,
Rüyalarımın penceresini açıp ,
O cennet ile karışmış kokun gelir buralara diye
Kim bilir, belki el sallarsın bana oradan...
O kokuyu içime çeke çeke,
Seyretmek istiyorum seni o pencereden.
Hadi , cennetten el salla bana gülümseyerek...na gülümseyerek...
Kayıt Tarihi : 23.09.2026 17:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!