Işığın sustuğu o ıssız uçurumdayım,
Parmak uçlarımda büyüyor, rengini bilmediğim yangın.
Siz dünyayı görürsünüz, ben ise dünyayı duyarım;
Her ses bir jilet gibi keser, geçer içimdeki kırgınlığı.
Bir alfabe düşünün; harfleri yaradan, mürekkebi kandan...
Beş harfli bir yankı döner durur, hiç çıkmaz bu candan.
Her nefes, o limandan esen keskin bir ayrılık;
Ben her gece kendi enkazımı toplarım, yorgun ve perişan.
Dokunduğum her nesne, bana o "yokluğu" anlatır,
Gece; gözlerimin içindeki o karanlığı biraz daha kanatır.
Bir mühür vurulmuş ki kalbe, ne çözülür ne de silinir;
Sabır, mermer bir taş gibi göğsümde her gün ağırlaşır.
Mimar’ın sessizliği, bir feryattan daha derindir,
Bu dünyada bana kalan, sadece o beş harfli kederdir.
Ağlamayın bana bakıp, ben zaten karanlığın içindeyim;
Benimki dert değil, ruhumun teninde sızlayan bir hicrettir.
Kayıt Tarihi : 26.2.2026 13:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!