Cemiyet ilminin kandiliyle şahsımız,
Kimi vakit, mazinin silik gölgelerini,
Kimi vakit, ruhani mitleri inceliyoruz.
*
Soluğumuzu keserek,
Vahşet ve irin kokusundan tiksinerek,
Sımsıkı sarılarak, hakikatin gövdesine.
*
Asla binmeden, masal kuşunun sırtına,
Sonu gelmez, engin suları,
Sarp buzlu zirveleri aşıyoruz.
*
Yanık sahraları ve hırçın ırmakları geçtik,
Pas ve keder kokan, o ulu loşluğun,
Çamurlarında, teker teker gezindik.
*
Nihayetinde, seçtik, kavradık ve çözdük,
Sözü dolandırmadan haykırmalı,
Nasıl bir havadis bizimkisi?
*
Ne sadık bir gezginin rotası,
Ne de, kof bir rivayet,
Yalnızca, gerçeğin çıplak sureti.
*
Bizim ifade ettiklerimiz,
Dağ pınarları kadar, duru ve pak,
Sahra sıcağı gibi, dağlayan ve ışıltılı,
His ve mantığa dayalıdır.
*
Saadet bostanlarına, erişmek namına,
Ömürden, feyz alabilmek namına,
Zulmeti ve acıyı, silip atmak,
Kainatı, yoldaşlıkla donatmak namına.
*
Devirmeli, kitlesel sarsıntılarla,
Sıyrılmalı tasmasından,
Dogmaların, sınırların ve servetin.
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 21:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!