Kıyamam gül demeye,
Sana çiçek demeye.
Rabbim yaratmış seni,
Sevmeye sevilmeye.
Kimse duymasın, gizli kalsın, gönlümde şahım.
Bu ilahi bakışa esir oldum, gülşahım.
Seni nasıl söylesem, çiçek çiçek, rengarenk.
Efsunlanıp gök yüzü,dökülse tenine denk.
Kul İndinde
Nasıl anlarsan öyle söyledi seni dilim.
İtibar sahibisin kul indinde sevgilim.
Elde Şirin var, Leyla var, Aslı Züleyha var.
Kendini kaf dağında görme meczup sevgilim.
Bu akşam
Hüzün kaplamış içimi,
Yıldızlar sönmüş
Karanlık sarmış gecemi.
Ay ışığını vermiyor,
Kaybolup gitmişim,
Gözlerin, dudakların, belki bir şehri Paris.
Seni anlatan sözler, kifayetsiz yetersiz.
Kıvrımları taşacak, kiraz dudaklar lebriz.
Kıskanır gözlerini, İstanbul, Bağdat, Tebriz.
Ne şiir, ne de kitap, kından çıksa Zülfikar,
Arzum lütfuna karşı, aç göz,hırslı tamahkar.
Maalesef
Kimi ekmek bulamaz, acından canı çıkar.
Kimi lüks otellerde, nimete tekme atar.
İslam'ın hali belli, aç yoksul pelperişan.
Mahbup
Çevirdi yüzün ele diye,
Yadellere yar mı olalım.
Kabul görmedi duam diye,
Mabuduma kin mi tutalım.
İçten yanan volkanım.
Geme gelmez Hasletim.
Serhoş ettin gönlümü
Şimdi sana hasretim.
Gizem dolu sözlerle, inci döker dilinden.
Sırrına eyvallah bu miskin anlar halinden.
Bir soluk name name telli saza benzersin.
Yetmiş iki âlemde perde perde gezersin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!