Kapkara veya bembeyaz bir şeritte ,
Biz o iki yıkılmayan arkadaştık .
Sadece tektim on ikinci saatte;
Çünkü o ortadayken uzaklaşırdık .
İster miydi hayalperest gözlerim
Gözlerinde başkasını görmeyi?
Şimdi hayırdı sadece sözlerim,
Bırakmıştı belki de artık sevmeyi.
Sesiydi binaların ve ağaçların,
Kaderin pelerini üzerindeyken.
Umrunda değildi aciz piyonların,
Ruhsuz binalara hızla giderlerken.
Yaşam yaşlı ve dayanıklı bir ağaçtı,
Yemyeşil o yaprakları insanlar...
Karanlık ölümler sonbahardı,
Doğumlar taptaze bir ilkbahar.
Gece gibi değil kışın hünkar annesi,
Çocuklar üzülmesin diye giymez siyah.
Pencerelerin o kadim ve içli sesi;
Kristallere bakıp bazen der ki: “Eyvah!”
Dönmeni istemiyorum artık,
Kırdım o bendeki zincirlerini.
Biliyorum, ikimiz de epey yandık;
Toplayamazdık artık küllerimizi.
Kalabalıktan çıkış arardı herkes,
Ben ise kurak vadideki çiçeğimi.
Uzaktan gelirdi o fısıltılı nefes;
Döner, bulamazdım hiç kimseyi.
Çöldeki bir çiçek sanki,
İmkansız ve çok özel.
Bıraktın bende bir etki;
Gece, ay gibi güzel.
Boğulur sevgi denilen nehirde,
Eğer kendisi bunu isterse.
Yok olur teklik şelalesinde,
Kader o nehri reddederse.
Kaderinin mahkûmudur insan,
Bugün , geleceğinden habersiz.
Geçmişinde her zaman o noksan,
O kaderi yaşar fakat istemsiz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!