Cenova yelkenin tepesindeki silyon fenerin flaşörleri patladı peşi sıra
Soluğu güvertede alıp dikkat kesildik, ne ufukta ne menzilde bir gemi vardı
Kaptan bugüne kadar görmediğim kadar keyifli, bir şeyler mırıldanıyordu sakallarını ve omuzlarını sıvazlayarak yanındakilere
Eliyle iki üç mil ötedeki deniz fenerini gösterip, şapkasıyla selamladı
Filikayı bile söküp alan, günler süren fırtınanın ardından
Deniz çarşaf gibi duru, hava kristal kadar berraktı
Böylesi bir havada, barakadan bozma bir fener, insanın aklına gelecek belki de en son şeydir
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta