Bulanık suların etrafında
Kıvrıla kıvrıla akarken
Cenazesinde çamların
Başlara beyaz karlar yağar
Mermer taştan
Kimse öyle görmez manzarayı
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
Devamını Oku
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın




Kosarken tam gaz, yorulmadan biraz önce bir sey olmuş bitmiş, anlamak istesen adımlar, duyan, duyuran, bagirmadan sesi yankılanan, sair ki dilsizin sesi, sair ki, seherin iklimi, elinden yıldızlar seçtim, gözlerimin sicak gülüşü onun sefkatine denk
kapana sıkışmış yerlerin kimsesiz odalarını sevdin...
başımızda erimeyen mezar taşları,
Bu manzara izin seçilmiş özel gözler vardır kim bilir, senin gibi,
Ben de sesimi verdim ıssız bir maviye yapayalnızlığımdan şikayet eder durmaksızın didikleyen yoklayan düşünce acıları.
Silinmiş sehpada çay lekesiyim , belki ömrün son ikindisiyim
Güneş penceremde beni sorsa da bakışım yok durgunum geldi bu vakitte.
Terkettim kendimi de huzurum mavi ve şehir surlarından düşerken öyle başka ki.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta