Ne bir sâdık muhip kaldı, ne bir dildâr-ı pür-şefkat
Ezelden böyleymiş devran, sonunda bir figan kaldı
Cihan bağında bir gül istedim, her yan diken kaldı
Vefa umdum bu âlemden, nasibim bin mihen kaldı
Nice köşkler harâb oldu, nice sultanlar toz kaldı
Şu fânî dâr-ı dünyâda, ne mülk ne bir nişân kaldı
Kime kim arz-ı hâl ettim, sükût-u bî-aman kaldı
Kime kim yâr dedim, ağyâr olup candan bezitmek kaldı
Gönül mülkünü imar eylemek dilerdim aşk ile lakin
Yıkıldı sarsılıp her yan, harab olmuş vatan kaldı
Sadakat ehli sandım, zâhid-i nâ-pâkı ey dil-ber
Riyâ hırkasın giymiş, dili zehr-i yılan kaldı
Hakikat bahrine daldım, sular hep bî-karar aktı
Güvendiğim o sâhil, bir avuç tozlu yalan kaldı
Muhabbet şem’ini yaktım, pervaneler hep duman kaldı
Yandığım o ateşten geriye, sadece bir külden harman kaldı
Gam-ı hicran ile yandım, gözümden yaş değil kan kaldı
Sükûn beklerken gönlüm, içimde bir tufan kaldı
Ufuktan bekledim subh-u ümidi, gelmedi bir dem
Güneş doğsun dedim lakin, karanlık bir gecem kaldı
Cihan bir aynadır derler, kime baksam yüzüm kaldı
Dost bildiğim o simalar, yabancı birer beyan kaldı
Felek çarkında her devran, keder nakşetti bağrımda
Güler yüz bekledim kaderden, asılmış bir çehre kaldı
Adalet mülküne vardım, kapısında kilit kaldı
Hürriyet bekledim amma, her köşe bir zindan kaldı
Sabır imtihanıdır dediler, ömrüm bir vaveyla kaldı
Derman ararken derdime, her tabip bir yalan kaldı
Redferî, yeter bu feryâd, sükût eyle bu meydânda
Zâten vefâsız âlemden, payına bir tek "O" kaldı.
redfer
---------
I. (Ne sadık bir dost kaldı, ne de şefkat dolu bir sevgili. Bu dünya düzeni ezelden beri böyleymiş, elde kalan sadece büyük bir feryat kaldı.)
II. (Dünya bahçesinde bir tek gül istedim ama her yer dikenle doldu. Bu dünyadan vefa bekledim, payıma binlerce sıkıntı kaldı.)
III. Nice köşkler harâb oldu, nice sultanlar toz kaldı Şu fânî dâr-ı dünyâda, ne mülk ne bir nişân kaldı
IV. (Kime halimi açtıysam karşıma insafsız bir sessizlik çıktı. Kime "dost" dediysem, yabancılaşıp beni canımdan usandırmak kaldı.)
V. (Gönül ülkesini aşk ile güzelleştirmek istedim fakat her taraf sarsılıp yıkıldı, geriye harabeye dönmüş bir vatan kaldı.)
VI. (Ey sevgili! O temiz görünmeyen zâhidi sadakat ehli sanmıştım; meğer riya hırkasını kuşanmış, dili yılan zehri gibi kaldı.)
VII. (Hakikat denizine daldım, sular hep kararsızca aktı. Kurtuluş bekleyip güvendiğim o sahil, meğer bir avuç tozlu yalan kaldı.)
VIII.(Sevgi mumunu yaktım ama etrafında dönenler duman olup uçtu. Yandığım o büyük ateşten geriye sadece koca bir kül yığını kaldı.)
IX. (Ayrılık acısıyla yandım, gözümden yaş yerine kan kaldı. Gönül huzur beklerken, içerimde büyük bir fırtına kaldı.)
X. (Ufuktan ümit sabahının doğmasını bekledim, bir an bile gelmedi. Güneş doğsun diye dua ettim fakat her yeri saran karanlık bir gecem kaldı.)
XI. (Dünya bir aynadır derler ama kime baksam kendi aksimden utancım kaldı. Dost bildiğim yüzler, tanımadığım yabancı ifadeler olarak kaldı.)
XII. (Feleğin çarkındaki her dönüş bağrıma keder işledi. Kaderden güler bir yüz beklerken, karşımda sadece asık bir surat kaldı.)
XIII. (Adalet ülkesine vardım ama kapısının kilitli olduğunu gördüm. Özgürlük beklerken, her köşe bir zindana dönmüş halde kaldı.)
XIV. (Bu yaşananlar sabır sınavıdır dediler ama ömrüm bir çığlık olarak kaldı. Derdime çare ararken, başvurduğum her hekim boş bir yalan kaldı.)
XV. Redferî, yeter bu feryâd, sükût eyle bu meydânda Zâten vefâsız âlemden, payına bir tek "O" kaldı.
--
"kaldı" redifi, şiirde, her mısrada dünyanın geçiciliğini ve geride bıraktığı hüzün tortusunu çok daha keskin bir şekilde hissettiriyor insana .Onun için seçilmiştir.
Ortaya koyduğumuz bu 15 beyitlik gazelle, klasik şiirimizin ruhunu çok güzel bir şekilde yansıtmaya çalıştık.
Vefa ve yalnızlık üzerine yazılmış bir hatıra olarak kalacak bu beyitler.
İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 15.2.2026 00:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!