semtin en büyük pazar yerindeyim
güneş tepemde geziniyor.
karpuzcular, meyveciler, sebzeciler... ve ben
ben; öylesine arkadaşlarımla sohbete geldim.
ve Ali abi!
Ali abi?
kaç!
bu onunla aramızdaki bir oyun
ilk kim kaçarsa diğeri kovalar onu
çoğu pazar esnafı bilir bu tiyatroyu
şimdi kimileri bağırıyor;
Ali yakala Ali!
seni bitireceğini söyledi!
şunlara bakın!
yaz güneşi, pazar kalabalığı ve Ali abi
koşuyorum ara sıra ardıma bakarak
bir şey mi olacak?
asla!
bu bir şaka
onunla aramızda gizli bir frekans gibi
nihayet elbisecilerin bölgesine geldim.
ama Ali abiyi görmelisiniz...
yan yan koşarak ve nefes nefese
sanki kan davalısını kovalıyor.
ve sanki Yeşilçam'da Sezercik'i kaçıran
topal Necmi gibi kaçıyorum.
benden kaçamazsın!
seni bulacağım!
hesabını soracağım!
kafanı çöpe sokacağım!
Tanrım! bu o kadar eğlenceli ki
bilmeyen insanların aklında tuhaf senaryolar.
ellerinde torbalarla yolları kapatan teyzeler,
köy domatesi arayan emekli amcalar,
torbaları karıştıran minik çocuklar....
monotonluktan ve güneşten sıkılan
pazar esnafı ve tüm ahali...
ama kaçmalıyım.
bunu Ali abi çok seviyor.
eski filmlerde baş rolden kaçan düşman gibiyim.
korku içinde ve sürekli ardıma bakarak
yakalanacağımın çaresizliğini bilerek!
geliyorum! seni bulacağım!
affet abi!
Ali abi! bir daha yapmayacağım.
onu tamamen role adapte etmeli
ama çokta uzun sürmemeli
bir yerde bir şekilde yakalanmalıyım.
Tatar Ali! gelme!
Tatar dedim ya! tamamen role girer şimdi
Benim adım Tatar Ali!
sana söylemedim mi?
oğlum! ben seni bulurum demedim mi?
onu gören herkes kenara çekildi
ben ise acizce kaçıyorum
o kalabalık ikimize yol açıyor...
Ali abi gerçek bir kahraman gibi geliyor
ve filmin sonunda düşmanının
yakasına yapışıyor... izleyin!
nihayetinde... ellerimi kaldırarak çaresizce
bağırıyorum, ve muhtemel sonu bekliyorum.
Tatar! dur.
Ali abi! Ali abi!
ben yaptım sen yapma!
pazar tezgahlarında çadırları sabitlemek için
zemine çakılmış olan demirler olur
o demire, takılmış gibi yaparak. yere serildim.
izleyenler neler düşündü acaba
ve nihayet Ali abi.
gelme Ali!
Tatar Ali!
kalk dedim! ayağı kalk!
yere düşmüş birine vurmam ben!
ayağa kalk savaşalım!
benim adım; Tatar Ali!
düşmüş birine düşmanımda olsa vurmam!
kalk dedim ulan!
nasıl rollere giriyor. bu adam beni mahvediyor.
benim diyen oyuncuya o esnada sinema dersi verir.
elini uzattı, yerden kaldırdı beni...
göz göze geldik, ben gülünce rolden çıktı
o kadar gülüyor ki,
bu onun en mutlu hali
onu yıllarca izlediği filmlerin
baş rolü yapıyorum
aslında;
bazen de o kaçıyor.
ben kovalıyorum.
şimdi; koluma girdi, saçımı çekiştirirken ve kulağımı
tezgahların arasında... insanlar, çocuklar, amcalar,
ve bizi tanımayanlar ve de tanıyanlar
hayretle bu deliğin biletsiz seyircileri oldular.
bilet kesmeli miydim?
bunu nerden bilebilirdim.
çünkü; az önce buradan geçen iki kişi
biri diğerinin can düşmanı.
diğeri ise ecelinden kaçıyor gibiydi...
oysa çay içiyoruz şimdi...
oğlum Nihat'a araba çarptı
nerede!
nereden bileyim oğlum! öyle anlattı
Ali abi! Nihat yine kandırmış seni...
Nihat kendisine araba çarptığını iddia ederek
Ali abiye garsonluk yaptırmış...
nereden bileyim oğlum!
Alper Tunga 3
Kayıt Tarihi : 18.07.2026 16:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!