Gemimiz tam yol ilerleyip Çanakkale limanı'na yaklaştı.Burada biraz mola verip Çanakkale şehitlerimize dua etmeden,onları onore etmeden,ruhlarını manevi açıdan doyurmadan gitmek olmazdı.Çünkü onların sayesinde rahat uyuyor ve bu cennet vatanda rahatça yaşıyorduk;gerçi her ne kadar bunun değerini bilmeyen densizler de var ise de,bu tür insanlar da olacaktı ,her zaman, her yerde ve özellikle toprakta ayrık otları da biterdi .
Elif semih'e Çanakkale şehitliğinin tarihçesini anlatıp,orayı gezdirirken ben de Esma'ya biraz Çanakkale'yi gezdirmeyi teklif ettim.Birazcık gruptan kaçarak, başbaşa kalalım istemiştim.O da zaten bunu bekliyor gibiymiş(gözleri öyle söylüyordu).İlker,Ali ve Ümit Kaptan bolca resim çekiyorlardı.
Orada imsan o kadar ilginç bir duygu seline kapılıyordu ki ,ister istemez insanın tüyleri diken diken oluyordu.İyi ki vardınız,sizlerin kıymetini bilmeyenlere Mevlam bilmem ne yapar? Akşama limanda buluşmak üzere biz Esma ile şehrin sokaklarına daldık.Truva atını inceleyerek tarihsel bir yolculuğa çıkmıştık.Hep özlediğim gibi ellerini yavaşça tuttum,avucumda onun avucunu tutmak çok güzeldi.Baktım hafiften kızarıp gülümsedi,bu kız beni benden alıyordu ya,artık ona duygularımı açılsam mıydı?Yok ama daha çok erkendi.Biraz daha zamana bırakmalıydım,zira zaman ilaçtı.
Şu anda onunla çok mutluydum ya gerisi çok önemli değildi.Hem hayatın ne getireceği hiç belli değildi ki.Tiyatroda Aziz Nesin'in Azizname isimli eseri varmış. İstersen önce tiyatroya gidelim mi dedim,o da benim gibi tiyatroyu seviyormuş.Devlet tiyatrosuna geçip onun elleri ellerimdeyken oyunu izlemek harikaydı.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta